CEZAEVİ NOTLARI

SUÇ İŞLEMEYE KARŞI ALINMASI GEREKEN  ÖNLEMLER VE MAHKUMLARI TEKRAR TOPLUMA KAZANDIRMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

  1. Hiç kimse kendisine tanınan özgürlük ile birbaşkasının hayat standartını bozma ya da incitme hakkına sahip olmamalıdır. En kapsamlı özgürlük, başkasının özgürlük alanını ihlal ettiği noktada son bulmalıdır. Bu düşünceler dinlerin, aklın, mantığın, etiğin getirdiği ilkelerdir.
  2. Suç işleyen ya da suç işleme eğiliminde olanların çoğu, ya eğitimsiz ya da şizofrendir. Hepsinin de çözüm yolları vardır. Eğitilmemiş olanların eğitilmekle, hasta olanların tedaviyle topluma kazandırılması mümkündür.
  3. Cezaevlerini konu alan Tv, Radio prograları yapılmalı, kanunlar konusunda  toplum bilinçli hale getirilmelidir. İşlenen suçlara yönelik cezaların tanıtılasıyla birlikte suç işleme oranı düşürülebilir.
  4. Eğitim özendirilmelidir. Sözde kalacak bir özendirme reklamından bahsetmiyorum. Gerçekten insanlara okumaları sayesinde neleri kazanıp, okumasa nelere maruz kalacakları ya da neleri kaybedebilecekleri yönünde bilinç aşılanmalıdır. Okumayan oranına aileler biliçsizce eğitimciler ise bilinçli olarak katkı yapıyorlar. Eğitimcilerin çoğunluğunun eğitme konusunda samimi ve iyi niyetli oldukları düşünülmüyor. Psikolojık olarak öğrencilerin okumaya karşı soğutulduğu, ayrımcılık yapıldığı, buraya ait olmadıkları, şeklinde sözlü sataşmalarla okumama yönüne doğru hızla itilmektedirler. Okumaktan vazgeçenlerle konuştuğunuzda geneli aşağılandığından beceriksiz, okumaya kabiliyetli olmadığı yönünde bastırıldığından şikayet etmektedir. Bir eğitimci eğitimde ayrımcı davranamaz, çünkü eğitilen insan dünyanın neresine giderse gitsin, nereye ait olursa olsun bilinçli bir insandır. Kimseye bilerek kasten zarar veremez. İnsanlığın faydasına hizmet eder, eğitilmeyen kişi  ise kendi ailesine bile zarar verebilir. Eğitimi özendiren bir anlayış sistem haline getirilmeli ve mutlaka gereğinin yapılıp yapılmadığı yönünde takibi sağlanmalıdır.  Bugün aramızda hiç suç işlememiş olan herkes yarın bir kanundan madur pozisyonuna düşebilir. Suçların azalması eğitimle doğrudan orantılıdır. Suçların işlenmesinde İnsan ya da hayvan sevgisinden yoksun olma, haklara saygısızlık, sevgiden mahrum bırakılmış, dışlanmış, değer vermeme, duyguların ve isteklerin karşılanmayıp bastırılması olumsuzluğa mutsuzluğa götüren etkenlerdir.
  5. Okullarda İslam ya da diğer din dersleri, kişilerin mensup oldukları dine göre zorunlu hale getirilmelidir. Çocuk Din ve Ahlâk konusunda aileden alamadığı eğitimi okulda tamamlaması gerekir. Bu eğitimlerden yoksun olarak yetişen bireyin bu sorumluluğu almasını bekleyemeyiz. İşlenen suçların dinlerine göre haram ya da yanlış olduğu düşüncesi küçük yaşlarda kazandırılmalıdır.   
  6. Mahkumlar kendi nazariyelerinden bakınca da suçludurlar. Yani yaptıklarının bir suç unsuru olduğunu bunun sonucu olarak ceza çektiklerini bilmektedirler. Kendisinin iyi bir insan olduğu bu suçun,  bir yanılma/hata sonucu olduğu,  aslında kendisinin normal şartlarda bu suçu işleyeceğini sanmadığını, çok insancıl olduğunu, tekrar isteseler de  yapmasının mümkün olmadığını söyleyerek suçluya kabul ettirebiliriz. Tepeden bakarak bunları başarmak mümkün değildir.
  7. Mahkumlara bir suçlu gibi değil tarafsız yaklaşılarak, kendilerini suç işlemeye iten sebepler üzerinden analiz yapıldığında, suç işleyen şahıslar her zaman suçun ana unsuru olmayabilir. Kendisi kullanılmış olabilir, kendisini suça teşvik eden ya da zorlayan başka etkenler olabilir. Bu durumda Suç işleyen madur pozisyonunda bile olabilir. Böyle bir şahsı topluma kazandrabilmek için onu doğru analiz etmek ve tanımak gerekir. Onu doğru anladığımızı sözlerle değil, davranışlarla da belli etmemiz gerekir.  Suçsuz birisinin suçlu kabul edilipte topluma kazandırılması mümkün değildir. Onları suç işlemeye iten nedenleri de ortadan kaldırarak, başka madurların da olabileceğini ve maruz kalacakları suçların oluşmasını önlemeliyiz. Aksi takdirde yarın başka madurları kazanmaya çalışacağız demektir. Sadece madur olup içeri girenleri değil, her an madur olmakla karşı karşıya olanlar için de önlemler alınmalıdır.
  8. Vergi indirimine gidilerek mahkumlar değişik işlerde çalıştırılmaktadır. % 38 yerine % 7 vergi oranıyla mahkumları çalıştıran firmalara kolaylık sunulmaktadır.  Ancak sonuçta, iki işçinin 2 günde yapabildiği işi 5 mahkum 4 günde yapmaktadır. Bu durum onların hayata ne kadar küskün olduklarını göstermektedir. Firmalar işlerinin aksamasından dolayı bu mahkumları çalıştırmak istemiyorlar.
  9. 1986 anayasasına göre Esrar, eroin suçluları 10 yıl ya da süresiz olarak yurt dışına ülkelerine gönderilmesi yönünde çıkan karar yapıcı hiç bir sonuç içermiyor, kendimiz çözemediğimiz bir sorunu başka ülkeye fatura etmektir. Kişinin ersar ya da eroin bağımlısı olmasında gönderilen ülkenin hiç bir kusuru yoktur. Bu durum da şahsın ait olduğu ülkeyi cezalandırmaya yöneliktir. Bağımlılık bir hastalık olarak kabul edilecek olursa, domuz gribi olan bir hastayı ülkesine göndermek gibi bir durum ortaya çıkmış oluyor. Önemli olan ve başarılması gereken suç unsurunu oluşturacak sebeplerle mücadele etmeliyiz.
  10. Aile problemleri olanlar bilinçli bir şekilde suç ortamına çekiliyor. Alınan bilgilere göre bazı sosyalamd yetkilileri, sorun yaşayan ailelere, en küçük sorunlarda dahi hemen ayrılmaları yönünde teşvik ettiği, şayet boşanırsa her sorunun kendileri tarafından çözüleceği vadiyle ailelerin dağılmasına sebebiyet  veriliyor. Boşanmaların sonucunda devlete ve topluma kesilen faturaların hesabı yapılmıyor. Endegrasyonu kolaylaştırma amaçlı boşamaların teşvik edildiği söylenmektedir. Sonuç olarak; ayrılan ailelerin belki bazı sorunları çözülebiliyor ancak, ulaşılamayanlar olumsuzluğa ve belirsizliğe itiliyor. Topluma mal olan netice ise, çeteler, esrar, eroin bağımlıları ve doyurulmamış hisler, neticesinde intikam heveslisi bir toplum oluşturulmaktadır. Boşanma oranları 2000 Yılı % 13, 2005 Yılı % 38, 2008-2009 % 43 bu makas arttıkça suç oranındaki artışı beklemeliyiz. Zira hiç kimse kendi çocuğuna gösterdiği ilgi kadar bir başkasının çocuğuna ilgi gösteremez.
  11. Eşlerin birbirine, anne-babanın çocuklarına, çocukların anne-babalarına olan sevgi ve bağlılığının kopması toplumda kopmalara ve sosyal patlamalara, suç makinelerinin çoğalmasına neden olur. Ailelerin mutlu beraberliklerini teşvik edecek rehberlik çalışmalarına devlet desteği sağlanmalıdır.  Ayrılan ailelerin tekrar birleştirilmesine çalışılmalıdır. Ayrılan ailelerin geride kalan mağdur çocuklarının sahiplenilmesi, sevgi bağının tekrar kurulması, çocukların sevgiden şefkatten mahrum bırakılmaması gerekir. Hiç bir şekilde ayrılan ailelere baba ya da anneden birisi için ayrılığın sebebi şeklinde sunulmaması gerekir. Bir suçlu oluşturup bir madur yaratılarak madurdan yana tavır alan çocuk kendi aleminde bir düşman ve ona kaşı değişik planlar üreterek küçük yaşlardan itibaren suç işleme eğiliminde olacaktır.        
  12. Suç örgütleri kimi hedef alırsa alsın, hedeflerinde insan varsa, bir gün biz de hedef olabiliriz. Bugün bir suç örgütü bizim için tehlike oluşturmayabilir. Ancak hiç unutmayalım ki, suç işlemeyi alışkanlık haline getiren suç makineleri, yarın kimi hedefine alacağını kimse kestiremez. Bu anlamda hepimizin şimdi olduğu gibi, her konuda işbirliği içerisinde insanlığın menfaatine çalışmamız ve yeni fikirler üretmemiz gerekir. Bu konuda en önemli yardımcılarımız mahkumlardır. Suçun kaynağı, suç işleme nedenleri, suç unsuru, suçun oluşma biçimleri incelendiğinde suçları, işlenmeden ortaya çıkarma imkanı bulabiliriz.
  13. İnançları örfü, geleneği hiçe sayarak insanlara muamalede bulunmak, bu değerlere son derece bağlı olanların bağlılık oranına göre, savunma geliştirip kendisinin hiçe sayıldığı, değer verilmediği anlayışı bireyi savunmaya itebilir. Kişi yaşadığı olumsuz şartlara göre, ileride bunu eyleme dönüştürebilir. Bu bağlamda herkesin inancına, haklarına, düşünce ve değerlerine saygıyla yaklaşarak, değer verdiğimizi göstermeliyiz. Bu  şekilde bu bireylerin de sevgisini kazanabiliriz. Düşmanlık yerine, dost olma anlayışı tesis edilmiş olur.     
  14. Mahkumların cezaevinden başlamak üzere yerine getirilebilir insani taleplerine değer verilmesi gerekir.
  • Sevdikleri kitaplar, muzikler, din adamları sanatçılarla görüşmeleri sağlanmalı, moral geceleri düzenlenmelidir.
  • Yemek talepleri, inançlarına uygun (Helal- Haram) ve yemek zevklerine  göre hazırlanmalıdır.
  • İbadet  yapmalarına yönelik isteklerine olumlu yaklaşılmalıdır. Cezaevindeki terapilerimizde; İnançtan yoksun insanların, diğerlerine oranla daha çok suç işleme eyiliminde olduğu, bu insanların yaptıklarından hiç  pişmanlık duymadığı, hatta işlediği suçtan övünerek bahsettiğini görüyoruz.
  1. Suç işleyenlerin iyi halleri göz ardı edilmeden iyi davranışlarının  geliştirilmesine yardımcı olunmalıdır.
  2. Potansiyel suçlu yaklaşımı yerine, humanist ve kazanımcı yaklaşımlar ilkemiz olmalıdır.
  3. Suç işlemiş olsada, bir yanılgıdan ya da cehaletten kaynaklanıdığı, başkalarının zorlaması ya da yönlendirmesiyle suç işlemiş olabileceği gözardı edilmemelidir.
  4. Suç işleyenlerin de pişmanlık duyabileceği unutulmamalıdır.
  5. Tv programlarında onların da bizim gibi birer insan olduğu ve kazanılmazsa suç işlemeye devam edebilecekleri şeklinde yaklaşımlar önerilmelidir.
  6. Onların topluma nasıl baktığı değil toplumun onları nasıl tekrar arasına kabul edebileceği önemlidir.
  7. Herkes bulunduğu makamın sorumluluğunu taşıyarak topluma huzur temin etme anlayışına hizmet etmelidir.
 

MÜSLÜMANLAR İÇİN KUR’AN-I KERİM DİNLETİSİ İLE TERAPİ

  1. Kur’an-ı Kerim  Kraati
  2. Kur’an Meali (Deutsch- Türkisch- Französisch- Englisch) vs.
  3. Hadis – Hz. Muhammedin Örnek Hayatı
  4. Peygamberler Tarihi
  5. İlâhiler
 
MÜZİK TERAPİSİ
 
Şarkı Adı                                                    Sanatçı Adı:
Elbette                                                           -  Candan Erçetin
Meğer                                                            -  Candan Erçetin
Acılara son                                                 -  Nilüfer
Bu da gelir bu da geçer Aldırma       -  Türkü
Kendime Yaşayacağım                         -  İzel
Kim Haklıysa                                              -  Sertap Erener
Akıl Verme Huzur ver                             -  Tarkan
Dertli ne ağlayıp gezersin burda       -
Ağlatırsa Mevlam Yine Güldürür     - Türkü
Unutmaki Dünya fani                             - Barış Manço
 

Ney Fasılları Dinletisi

 
- http://www.insanoglu.org/muzik-ruhun-gidasi/ İNSANOĞLU GÜNLÜĞÜ 
18. juli  2008 Yazar: Dr. Su | Kategori:
Psikoloji /Bu bilgi yukarıdaki sitesinden bir alıntıdır. 
 
MÜZİK İLE RUH TEDAVİSİ
Yüz yıllar boyu insanlar, hastalıkların iyileştirilmesinde çeşitli tedavi yöntemleri kullanmışlar ve çare aramışlardır. Müzik-terapi de en eski tedavi yöntemlerinden biri olup pek çok eski çağ medeniyetlerinde kullanılmıştır. İlkel kabilelerin yaşayışlarında ruhi varlıklar önemli rol oynamış, hekimler çeşitli bitki, ilaç, müzik ve dansı kullanarak hastalarını iyileştirmeye çalışmışlardır. Birçok toplumda hasta insan sağlıgına kavuşmak için kendisini bazı güçlere sahip olduğu düşünülen sihirbaza, rahibe teslim etmiştir. Hastalıkların kötü ruh veya cin adı verilen varlıklar tarafından meydana getirildiğine inanılmıştır.
Tedavi törenlerinde müzik, dans, ritim ve sarkilar baslica rol oynamis, hastanin kötü varlik ve ruhlardan kurtarilmasi tedavinin temelini teskil etmistir. Örnegin(Gospel=zenciler,Kizildereliler v.s) Ses, müzik de bu gizli varliklarla haberlesmek icin bir arac olarak görülmüs, ilac, su ve otlar ise hastanin vücuduna girmis olan bu kötü varliklarla mücadele icin kullanilmistir. Bunlarin ancak sihirbaz – (o zamanin doktoru)tarafindan danslar, sarkilar ve tütsülerle kullanildigi zaman etkili olabilecegine inanilmistir.Monoton bir ritm ile birlikte varligin tepkisine göre hizli, yavas, yumusak veya sert melodi ikna edici sözlerle övülü sarkı ile müzige refakat, müzikle tedavi edilmistir.
Giderek müzik, ninni ya da matem sarkisinda olsun veya büyüyle karisilasmis  bir törende olsun, Ilkel insanlarin bütün gereksinimlerine cevap verecek bicimde her alanda varligina  girmiştir. Avlanma, savas, ekim, ürün kaldirma, genclerin ergenlik cagina kabul törenleri,hastanin tedavisi,ölü gömme törenlerinin her birinin kendi dansi ve sarkisi vardi.Yapilan arastirmalara göre, insanin nazarinda müzik o derece önemli idi ki, onun ilahi bir lütuf olduguna inaniliyordu. Nitekim, Misirlilar, Cinliler, Grekler, Hintliler hatta Samanist inanca baglı eski Türkler, müzigi cennetten gelme sayiyorlar dolayisiyla cenaze törenlerinin müzikli olmasina azami itina gösteriyorlardi. Eski caglardan baslayarak güc kazanma, hasta efsunlama, dogum, basari ve kazanci kutlama adina müzigin toplumda hep belirli bir rolü olmustur. Din, felsefe-matematik, astronomi, folklor konusundaki eski bilgi kitaplari müzige önemli yer ayirir. Eski destan ve efsaneler, kutsal kitaplar müzigin gücü üzerinde dururlar.
Eski kutsal kitaplarda, Davut Peygamberin, hasta Kral Saul’ün depresyonunu tedavi için daha çocuk yaşta üne kavuşan güzel sesi ile Mezmur okuyup bir tür saz olan “mizmar” çaldığı bilinmektedir. Eski Roma, Mısır, Mezopotamya, Hint Uygarlıkları, Çin ve Japonya gibi kadim medeniyetlerde müziğin tedavi amaçlı kullanıldığını zaten  biliyoruz.
Tabib Şuuri, “müzikten anlamayan bir hekim tıpta bilgin ve mesleğinde yetenekli olmayıp teşhise kadir olamaz diyerek müzikle tedaviye verdiği önemi göstermiştir. Şuuri, Tadil-i Emzice adlı eserinde belirli makamların günün belirli zamanlarında etkili olduğunu belirtmekte” Hüseyni makamı sabahleyin, Nihavent makamı öğleyin, Buselik makamı ikindi vakti, Uşşak makamı da gün batarken etkilidir.”demektedir.
Farabi, “Musiki-ul-kebir” adlı eserinde müziğin fizik ve astronomi ile olan ilişkisini açıklamaya çalışmıştır.
  

Türk Müziği makamlarının ruha olan etkileri Farabi’ye göre şöyle sınıf-landırılmıştır:


1. Rast makamı:         İnsana sefa(neşe-huzur) verir.
2. Rehavi makamı:     İnsana beka(sonsuzluk fikri) verir.
3. Kuçek makamı:      İnsana hüzün ve elem verir.
4. Büzürk makamı:    İnsana havf(korku) verir.
5. Isfahan makamı:    İnsana hareket kabiliyeti, güven hissi verir.
6. Neva makamı:        İnsana lezzet ve ferahlık verir.
7. Uşşak makamı:      İnsana gülme hissi verir.
8. Zirgüle makamı:    İnsana uyku verir.
9. Saba makamı:        İnsana cesaret, kuvvet verir.
10. Buselik makamı: İnsana kuvvet verir.
11. Hüseyni makamı:            İnsana sükunet, rahatlık verir.
12. Hicaz makamı:     İnsana tevazu(alçakgönüllülük) verir.
 
 
Farabi Türk müziği makamlarının zamana göre psikolojik etkilerini de şu şekilde göstermiştir:
  
1. Rehavi makamı:      Yalancı sabah vaktinde etkili
2. Hüseyni makamı:   Sabahleyin etkili
3. Rast makamı:          Güneş iki mızrak boyu etkili
4. Buselik makamı:     Kuşluk vaktinde etkili
5. Zirgüle makamı:     Öğleye doğru etkili
6. Uşşak makamı:        Öğle vakti etkili
7. Hicaz makamı:        İkindi vakti etkili
8. Irak makamı:           Akşam üstü etkili
9. Isfahan makamı:    Gün batarken etkili
10. Neva makamı:      Akşam vakti etkili
11. Büzürk makamı:   Yatsıdan sonra etkili
12. Zirefkend makamı: Uyku zamanı etkilidir.
Büyük İslam bilgini ve filozoflarından İbn Sina (980-1037) Farabi’nin eserlerinden çok yararlandığını ve hatta musikiyi de ondan öğrenerek tıp mesleğinde uyguladığını ifade etmiş ve şöyle demiştir: “Tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri hastanın aklî ve ruhî güçlerini artırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele etmek için cesaret vermek, hastanın çevresi sevimli, hoşa gider hale getirmek ona en iyi musikiyi dinletmek ve onu sevdiği insanlarla biraraya getirmektir.” İbn Sina’ya göre “ses” varlığımız için zaruridir. Ahenkli bir düzen içerisinde, belirli bir şekilde ayarlanmış olan sesler, insan ruhu üzerinde çok derin tesirler yapar. Sesin etkisi insan sanatı ile zenginleştirilir.Yine İbn Sina’ya göre,ses tonu değişiklikleri insanın ruh hallerini belirtir.Müzik bestelerini bize hoş gösteren işitme gücümüz değil,o besteden çeşitli telkinler çıkaran idrak yeteneğimizdir.Bunun için seslerin düzenli olarak birbirine ahengi, besteleri, ahenkli vuruşların düzenli ve kaideye uygun oluşları,insanı derinden derine cezp eder.
İbn Sina’nın meşhur eseri “El Kanun fi’t-tıbbi” adlı eserini tercüme eden Tokatlı Mustafa Efendinin talebesi Hekimbaşı Gevrekzade Hasan Efendi (18.yy) yazdığı eserinde İbn Sina’nın eserinden çok faydalandığını ifade etmiştir.
  
Hekimbaşı, Gevrekzade Hasan Efendi  ”Emraz-ı Ruhaniyeyi Negama-ı Mu-sikiye” adlı eserinde, Çocuk hastalıklarına hangi makamın iyi geldiğini şöyle bahsetmiştir: 
 
  1. Irak Makamı:           Çocuktaki menenjit hastalığına faydalıdır.
  2. Isfahan Makamı:    Zeka, zihin açıklığı verir ve soğuk algınlığı ve ateşli hastalıklardan korur.
  3. Zirefkend Makamı: Felç ve sırt ağrısına iyi gelir, kuvvet hissi verir.
  4. Rehavi Makamı:     Tüm baş ağrılarına, burun kanamasına, ağız çarpıklığına, felç ve balgam hastalıklarına iyi gelir.
  5. Büzürk Makamı:     Beyin, kulunç ağrılarına iyi gelir, kuvvetsizliği ortadan kaldırır.
  6. Zirgüle Makamı:    Kalp, beyin hastalığı, menenjit, mide harareti, karaciğer ateşine iyi gelir.
  7. Hicaz Makamı:       İdrar yolu hastalıklarına iyi gelir.
  8. Buselik Makamı:    Kalça, baş ağrısı ve göz hastalıklarına iyi gelir.
  9. Uşşak Makamı:      Ayak ağrıları ve uykusuzluğa iyi gelir.
  10. Hüseyni Makamı:  Karaciğer, kalp hastalıklarına, nöbet, gizli hummalara iyi gelir.
  11. Neva Makamı:        Bluğ çağına ulaşmış çocuğa, kalça ağrısına, gönül sevinci-ne iyi gelir diye ifade etmiştir.
Enderun hastanesinde, çocuk yaştaki talebelerin müzikle tedavi edildiğini, 1675 de Baron Topkapı Sarayını tarif ettiği eserinde belirtmiştir.
 
 
Musiki üstadı Safüyiddin
  
Günün belli vakitlerinde rastgele makamların icra edilmeyeceğini, bu vakitlerde belli makamların icra edilmesinin insan ruhunu dinlendireceğini, insanı huzura kavuşturacağını şöyle ifade etmiştir:
 
1. Rehavi makamı,    – Fecirden önce
2. Hüseyni makamı, – Tan yerinin ağardığı zaman
3. Rast makamı,        – Kuşluk vaktinde
4. Zirgüle makamı,    – Öğle vaktinde
5. Hicaz makamı,      – Namaz arasında
6. Irak makamı,         – İkindi vaktinde
7. Isfahan makamı,    – Gün batarken
8. Neva makamı,       – Akşam vaktinde
9. Büzürk makamı,   – Yatsı
10. Zirefkend makamı, – Uyku vaktinde   

Her nekadar günün belli vakitlerinden, belli makamlarından söz edilmişse de, ayrıca günün yirmi dört saatini dörde bölerek, bu zamanlarda hangi makamların okunup, dinleneceği de araştırılmıştır. Ayrıca makamların hangi uluslara ne etkisi yaptığı, astrolojiyle bağlantısı da bazı hekimlerce araştırılmış ve incelenmiştir.
 
Makam ve fasılların çeşitli uluslar üzerindeki etkileri olduğunu kabul eden Eski Türk hekimlerine göre:

1. Hüseyni makamı      – Araplara
2. Irak makamı             - Acemlere
3. Uşşak makamı          – Türklere
4. Buselik makamı       – Rumlara daha çok dinletilmiştir 
Duygusal olarak makamların insan üzerindeki tesirleri hekimlerce şöyle açıklanır:

1. Irak makamı,              - İnsana tat ve çeşni
2. Zirgüle makamı,       – Uyku
3. Rehavi makamı,       – Ağlama
4. Hüseyni makamı,     – Güzellik
5. Hicaz makamı,         – Alçak gönüllülük
6. Neva makamı,          – Yiğitlik
7. Uşşak makamı,         – Gülme hisleri verir. 
                                           
 
     Nuri GARBETOĞLU
     Nagold DİTİB Merkez Camii Din Görevlisi
     Herrenberger Str.4    72202 Nagold
     Tel: 07452 904 9004
     Hendi: 0157 743 111 32
    nuri_garbetoglu_@hotmail.com

Yorum Yapın

Mesajınız