AİLE EĞİTİM SEMİNERİ
Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de o’nun delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. Âyet: Rum Suresi 21
Dünya bir meta’dır, en hayırlı meta ise Saliha (iyi) bir kadındır. Hadis-i Şerif: Müslim Rida 11
Fertlerin huzur ve mutluluğunu temin etmek kadar, sağlam bir toplumun oluşması da İslâm dininin temel gayelerinden biridir. Toplumu meydana getiren temel çekirdek ailedir. İşte bunun için İslâm, bireylerin ilk eğitim ocağı olan aileye ayrı bir önem vermiştir. Aile; anne, baba ve çocuklardan oluşan, toplumun en küçük birimidir. Aile toplumun çekirdeğidir. Çekirdekten ağaç ve meyvelerin şekillendiği gibi, aileden de toplumlar şekillenir. Her şey ailede başlar ve ailede biter. 19 Aralık 2009 tarihinde Nagold Ditib Cemiyeti ve Kadın kolları, Kubus Hallede saat 18:00′da Aile içi iletişim konusunda bir seminer düzenledi. Seminere Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşe vekii Ahmet ARSLAN Vaize Aliye ARSLAN, Din Eğitimi Uzmanı Ahmet DANIŞIK Calw Din Görevlisi Adnan TUNCER, Cemiyet Başkanı Kemal ŞAHİN, Nagold Efangeliş Kilisesi Papazı Herr Albert ve vatandaşlar katıldı. Sunuculuğunu Nagold Din Görevlisi Nuri GARBETOĞLU’nun yaptığı Program yine Nuri GARBETOĞLU ‘nun Açılış Kur’an-ı kerimi okumasıyla başladı. Aile Eğitim Danışmanı Ahmet DANIŞIK ve Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşeleği vaizesi Aliye ARSLAN hanımefendinin konuşmacı olarak katıldığı programda, Nagold Cemiyeti Kadın Kolları başkanı Selma ARABUL hanımefendi hoşgeldiniz konuşması yaptı. Ardından programa misafir olarak davet edilen Nagold Efangeliş kilisesi Papazı Albert kürsüye davet edildi ve katılımcılara hitap etti. Yapılanları olumlu ve yapıcı bulduğunu, topluma katkı yapacağını umduğunu dile getirdi. Daha sonra Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşe vekili Ahmet ARSLAN kürsüye davet edildi ve bir selamlama konuşması yaptı. Konuşmasında eğitimin aile de başladğına vurgu yaparak konuşmacılara başarı diledi. Seminere gönüllü olarak iştirak den herkesi ve semineri tertip edenleri kutluyorum dedi. Ravza ARSLAN Ey Nebi Adlı bir Naat okudu ve herkesi kendine hayran bıraktı. Vaize Aliye ARSALAN Ailede Mutsuzluk nedenleri nelerdiri üzerinde durdu. Mutsuzluk nedenlerini ortadan kaldırabilirsek mutlu olmayı başarabliriz dedi. Din Eğitimi Uzmanı Ahmet DANIŞIK Eğitimin nasıl başarılabileceği hakkında Slayt gösteriminden de faydalanarak ayrıntılı biligiler verdi. Seminerde Özellikle Ailenin huzurlu olabilmesi için çocuklarımıza ailelere özgüven ve sorumluluk aşılanmalı dedi. Program sonunda Nagold Cemiyet başkanı Kenan Genç teşekkür konuşması yaptı. Katılımcılara teşekkür etti ve katılmayanların çok şey kaybettiğini vurguladı. program çiçek takdimiyle sona erdi. Programa iştirak edenler Aile Eğitimi adına çok büyük tecrübe ve kazanımlar elde etti.
Nuri GARBETOĞLU Sunum yaparken
Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşe Vekili Ahmet ARSLAN

Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşeliği Vaizesi Aliye ARSLAN Konuşma esnasında görülüyor.

Din Eğitimi Uzmanı Ahmet DANIŞIK Program sonrası görüntü.

Seminere Katılan Nagold Halkı ve Emekli Papaz Herr Böhringer görülüyor.

Katılımcılardan bir görüntü.
Ravza ARSLAN Herzaman olduğu gibi formundaydı ve dinleyeneri kendine hayran bıraktı.

Soldan sağa Selma Arabul, Bayan Danışık, Fatma Garbetoğlu, Aliye Arslan

- Hanımlar çiçekleriyle sahnede görülüyor.

AİLE EİTİM SEMİNERİNDEN NOTLAR 19/12/09 KUBUS HALLE NAGOLD
Aliye ARSLAN Hanımefendinin konuşmasından notlar:
Ailede Mutsuzluk nedenleri nelerdir?
Ailede Mutsuzluk Nedenlerini üç bölümde incelemek mümkündür.
1. Eşlerin birbirini yeterince tanımadan evlenmesi. 2. Ekonomik sıkıntılar. 3. Dış etkenler, yada dış mudahaleler.
EŞLERİN BİRİBİRİNİ TANIMAMAKTAN KAYNAKLANAN SORUNLARIN AŞILMASINDA ÇÖZÜM YOLLARI
Eşler biribirini iyi tanırsa sorun çıkmaz, mesela yola çıkacak iki eşi şöyle bir düşünün evin erkeği arabaya evden inmiş eşini beklemektedir.- Erkek Nasıl Düşünmelidir?:
- Beklendiğini bilen Bayan Nasıl Davranmaldır?
- Evlilik; Sabır ve sorumluluk anlaşmadır. Bu sorumluluğun farkında olanlar geçinir giderler.
- Evlilik anlayış ve hoşgörüdür.
- Evlilik sadakattir (eşine sadık olmak aldatmamaktır).
- Karşımızdakinden ne kadar anlayış bekliyorsak en az o kadar anlayışlı ve hoşgörülü, hatta özverili olmamız gerekir.
- Evinden geçim sıkıntısı olan biri telefon açıyor bazı sorulardan sonra, hocam aslında ben sizi kitap açtırmak için aradım, kitap açabilirmisin. Diye soruyor. Tabiki kitap açmayan hocayı hoca olarak kabul görmüyor.
- Madde üzerine bina edilen evlilikler para, ev, araba, iş gidince eşler arasındaki mutluluk ve saadet ilişkisi bozuluyor. Evlilik adeta kâbusa dönüşüyor. Huzur bozuluyor. Evlilik sallanmaya başlıyor.
- Eşi vefat ettikten sonra kıymetini bilenin anlamı olmaz.!!!
- Adam ömür boyu hanımına eziyet ve sıkıntı verdikten sonra, hanımına soruyor seni hacca götürürsem bana hakkını helâl edermisin. Elin iyisi evin sebebi olmamalı,
- Başka mutluluklara özenmek yerine yeni mutluluk tabloları oluşturmak mümkündür. Filancanın karısında yada filancanın kocasında değil, nasipte sebep aramak lazımdır.
- Herkese kendi değerine göre nasip verilmiştir. ‘’Şüphesiz iyiler iyilerle evlendirilir. Nur Sûresi…’’
- Hanımın biri eşinden ayrılıyor. İş başa düşüyor zamanında eve geleni beğenmezdi şimdi iş beğenmiyor. Hocam 8 saatlik işte çalışmam için yeterli Almancam da yok, ne yapmamlazım? 2 saat yetmez diyor. 4 saatlik işte çalış o da yetmez diyor. Çünkü aza kannaati yok. Aza kanaati olmayan çoğu bulamaz. Yani Allah!ın verdiği rızkı beğenmiyor, adeta Cehennemi istiyor.
- Mutlu olmak için nasıl bir eşiniz olsun istiyorsanız, siz öyle bir eş olmaya çalışın. Hatta öyle bir eş olun.
- PEYGAMBER EFENDİMİZ EŞLERİNE DEĞER VERİR VE BUNU HİSSETİRİRDİ:
- Peygamber Efendimiz ölüm yatağındayken üç konuda endişesini dile getiriyor.
- Dünyada en eski savaşlar, Gelin Kaynana savaşlarıdır. Ancak bilinmelidir ki, Kayın valide anne yarısıdır.
- En akıllı erkek anne ile eşi arasında köprü olan erkektir.
- Ailede huzur Îman kuvvetine bağlıdır. Güven ise esastır. Tartışmanın galibi olmaz biri deli olunca diğeri veli olmalıdır.
- Evlenmeden önce evlilikle alakalı kitaplar okunmalıdır. Tecrübelerden istifade edilmelidir. Gençlik hatalarla, yetişkinlik mücadele ile, yaşlılık pişmanlıklarla doldur.
- Peygamberimiz Safiye anamızı sabaha kadar ikna etmeye çalışmıştır.
- Safiye anamız, Peygamberimizle evlenmeden evvel eşini efendimize karşı yapılan savaşta kaybetmiti. Eşi Peygamberimize karşı savaşmış ve eşi kaybeden taraf olduğu için safiye anamız, siz onunla savaşmasaydınız o şimdi sağ olacaktı vs. gibi efendimize sitemde bulundu. Efendimiz de eşine ben onu savaştan vaz geçirmeye ikna etmeye çalıştım o illa savaştan yana tavır aldı ve savaşta öldü. şeklinde ikna edebilmek için sabaha kadar eşine dil dökmüş gönlünü kazanmaya çalışmıştır.
- Sevgi saygı sadakat eşittir aile huzuru.
- Evliliğin en tehlikeli dönemi ilk Yıllardır. Bu dönemde olumsuzluklardan ders çıkartılmaıdır. Kesinlikle ön yargıdan uzak tutum sergileyerek tartışma ve kavgaya götüren unsurlardan uzak durulmalıdır. Dışarıdan gelen olumsuz ifadeler dikkate alınmamalıdır. Tartışmalar önü alınmaz bir hale gelirse ya iki tarafın ailesi yada sözüne itibar edilen birine muracaat edilerek hakem tayin edilmeli çözüme yardımcı olunmalıdır.
- Birgün Peygamber efendimiz Hz. Aişe ile tartışırlar.
- Hz. Ebu Bekirin Hakemliğine muracaat ediyorlar. Peygamberimiz olayı anlatmaya başlıyınca, Hz. Aişe Peygamberimiz’e ama doğru söyle deyince, Babası Hz. Ebu Bekir Aişe’ye tokatı vuruyor. Aişenin burnu kanıyor. Efendimiz hemen burnu kanayan eşiyle ilgileniyor ve Hz. Ebu bekire, biz sana bunun için mi geldik diyerek üzüntüsünü dile getiriyor ve anlaşamaya varamadığımız bir konuda bizim aramızı düzeltmen için geldik. Bu yaptığını beğendin mi? diyerek eşinin gönlünü almaya çalışıyor.
- Amr b. As Peygamberimize birgün en çok kimi sevdiğini soruyor:
- Ayişe’yi, tekrar soruyor, Ayişe’yi tekrar soruyor, Ayişe’yi sevdiğini söylüyor. Peygamberimiz; Hz. Fatıma’ya tavsiyede bulunuyor: Ya Fatıma eşine Cariye ol ki, O, sana Köle olsun…
- Hanım efendi evin hanımıdır, paspası değildir. Lâyık olduğu değer verilmeldir.
- Hz. Ömer ve eşi arasında örnek alınması gereken bir sahne yaşanmıştır.
- Hani bir ata sözü vardır: ” Ele, elin Tavuğu Kaz, Karısı kız görünür”. Ancak Hayırlı olan ise nasibe rıza göstermektir. Sabreden Şükreden dünyada da ahırette de Cennete girer.
- Dünya hayatı fani olduğu için bize verilen mal, mülk, eş ve çocukların birer imtihan vesilesi olduklarını asla hatırımızdan çıkarmayalım, bu nimetleri Rabbimizin bir hediyesi bilip onun emaneti olduğunu verilenlerin hesabı olduğunu unutmayalım.
- Eş ve çocuklarımıza avucumuzda Kuş tutuyormuş gibi davranmalıyız, onları incitmemek için gayret etmeliyiz.
- Başkasına gösterdiği sevgiyi eşine ve çocuklarına göstermeyen nasıl hesap verebilecektir.
- İbadet için yaratıldık, imtihan için dünyaya gönderildik, hesaba çekileceğiz. En küçük bakıştan bile heseba çekileceğiz…
- Peygamberimiz (sav): “Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Çünkü onları Allah’ın emanıyla aldınız ve Allah’ın sözüyle onları kendinize helâl kıldınız.” , “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı iyi olanınızdır. Ben de aileme karşı en iyi olanınızım.” buyurdu.
- Aile yönetiminde, eşle iyi geçinmenin ve onun haklarını en güzel tarzda yerine getirmenin dışında erkeğe düşen bir diğer görev de hanımıyla istişare etmesi, aileyi ilgilendiren durumlarda ona danışmasıdır. İşlerinde onlara danış.” Aile içinde de bir yönetim söz konusu olduğuna göre bu prensip orada da geçerli olmalıdır. Ailenin yöneticisi durumundaki erkek, başta hanımı olmak üzere ailenin bireyleriyle istişare edecek, meseleler hakkında onların da görüş ve tekliflerini alacaktır.
- Peygamber Efendimizin, Hudeybiye anlaşması sonrasında yaşanan zor bir durum karşısında hanımı Ümmü Seleme’ye danışmasını anlatan aşağıdaki hadis, bu konunun sünnetteki en güzel örneklerinden birini oluşturmaktadır:
- “Misver b. Mahreme şöyle anlatmıştır: “Hudeybiye anlaşmasının yazılması bittikten sonra Allah Rasûlü (s) ashabına: “Kalkın, kurban kesip, tıraş olun!” buyurdu. Andolsun ki, onlardan hiçbiri buna kalkmadı. Allah Rasûlü bu sözünü üç kez tekrarladı. Buna rağmen onlardan hiçbiri yine kalkmayınca, Allah Rasûlü (s), hüzünlü bir şekilde Ümmü Seleme’nin yanına giderek ona, emrini kimsenin dinlemediğini anlattı.
- Bunun üzerine Ümmü Seleme: “Ey Allah’ın Rasûlü! Emrini yerine getirmelerini istiyor musun? O zaman onların yanına çık ve kurbanını kesinceye kadar onlardan hiçbiriyle konuşma. Sonra berberini çağırıp, tıraş ol.” dedi. Allah Rasûlü (s) dışarı çıkarak, hanımının söylediği gibi yaptı. İnsanlar bu durumu görünce, onlar da kalkarak kurbanlarını kestiler ve birbirlerini tıraş ettiler.”
- Nihâyet Aile reisi bir karar verince, aile üyeleri, günah olmadıkça verdiği kararlarda ona itaat etmelidirler. Aile huzur ve mutluğunun istikrar ve sürekliliği için bu şattır.
- Peygamber Efendimiz kadının kocasına itaat etmesinin önemi ve bunun Allah katındaki mükâfatı hakkında şöyle buyurmuştur: “Kadınların hayırlısı, baktığında seni mutlu eden, emrettiğinde sana itaat eden ve bulunmadığın zamanlarda namusunu ve malını koruyandır.” , “Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazanda orucunu tutar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse cennete girer.”
- Yazıya devamı edilecek………….Ahmet DANIŞIK beye ait kısım bilahare tamamlanacaktır.
Ocak 30th, 2010 in
ETKİNLİKLER
Selam. Önce insanlar diğer insanlara karşı USLUP ve Tavrını değiştirmesi , sonra da insanların önüne çıkıp ders vermesi ne kadar yerinde olur değil miş ? Ahmet efendiye Önce USLUP’unu ve beşeri ilişkilerini hal ve davranışlarını ,oturup kalmasını düzeltmesini öneririz..