Nagold Cemiyetinde Öğrenci ve Ailelerle Piknik

22 Mayıs 2011 tarihinde Nagold Cemiyeti yönetim kurulu ve Din görevlisi işbirliğinde Öğrencilerle aileler birlikte piknik yaparak yazın keyfini yaşadılar. Resimleri daha büyük boyutta görmek için üzerinde sağ tıklayınız. Piknikte resim çekenler bizimle paylaşa bilirler.

İnanç ve Entegrasyon! İnanç Uyum için sorun teşkil eder mi?

Değerli dostlar, bu yazımızda çok farklı bir konuyu birlikte paylaşacağız!
 Öncelikle 2010 Yılı Kurban Bayramınızı en kalbi dileklerimle tebrik eder, nice bayramlara huzur, sıhhat ve afiyet içerisinde ulaşmanızı Yüce Allah’tan dilerim. Bayram’ın İslâm âlemi,  bütün inanç sahipleri için tüm insanlık için barış, esenlik, bereket ve güzelliklere vesile olmasını dilerim.
 
Günümüzde çok konuşulan Uyum proplemi üzerinde Dr. Mansfeld’in (FDP Nagold Belediye temsilcisi)’in Daveti ve Farklı Din Mensubu Din Adamları – Uyum Meclisi Üyeleri ve Nagold halkının katılımıyla Otel Adler’de 19.11.2010 saat: 19:30’da kapsamlı bir Dialog toplantısı yapıldı. Oturum başkanlığını Dr. Mansfeld yaptı.
 
-       Tema: İnanç ve Entegrasyon! İnanç Uyum için sorun teşkil eder mi?
  
İlk önce dekan R. Albrecht konuşması: Protestan Kilisesi olarak göçmenlere yönelik yaptıkları hizmetlerden bahsetti. Kiliseye bağlı olan Kindergarten’de her milliyetten çocuklar var. Bunları eğitiyoruz. Burda uyuma katkı sağlıyoruz. İki ana tema üzerinde duruyoruz. Birincisi: Yabancılara Dil öğrenmeleri konusunda yardımcı oluyoruz. İkincisi: Hıristiyan gelenek ve göreneklerini çocuklara sevdirmektir. Uyumun ana okulundan başlamsı gerektiği ve buna yönelik çalışmalarının devam edeceğini söyledi.
 
İkinci sırada DİTİB Cemiyeti Din Görevlisi olarak bana söz hakkı verildi: Karlsruhe DİTİB Eyalet Dinler ve Kültürler arası dialog görevlisi Fatih Şahan beyin tercümesiyle, Nagold DİTİB Cemiyeti olarak Uyum adına yaptığımız etkinliklerden bahsettim.
 
Din Görevlisi olarak öncelikle şunu vurgulamak isterim ki, Adem (as) den başlayarak Hz. Muhammed (sav) kadar gelen bütün semavi dinlerin ortak adı İslâmdır. İslâm’a göre, bütün inananların kardeş olduğu, Din seçimi konusunda herkesin hür ve serbest iradesi ile karar verebileceği, bu konuya kimsenin karışamayacağı (Bakara 2/256).  Müslümanlar’ın Îmanlarının gereği olarak hiçbir  ayrım yapmadan, bütün Hak Peygamberlere ve bütün Hak kitaplara iman ettiğini(Bakara 2/285), Kur’an-ın diğer kitapları tasdikedici bir kitap olduğunu(Âl-i imran 3/3). Dolayısıyla İslam’ın din seçme konusunda kimseyi zorlamadığını vurguladım.
 
Ayrıca cemiyet olarak Tüm Türk ve Alman Cemiyetlerle uyum içinde birlikte hareket ettiğimizi, DİTİB Cemiyeti olarak insanlık adına yaptığımız hizmetlerden bazı örnekler sundum: Haiti Depremi madurlarına, Pakistan Sel felaketinde madurlarına Alman bir kanser hastası öğretmen için camiden maddi katkı sağladık ayrıca verilen konsere cemaatimizi yönlendirdik. Geçen yl almanyada bir okula yapılan silahlı saldırı sonucu kaybedilen Aman öğrencileri anma adına Kilisenin yaptığı programına katıldık ve üzüntüleimizi dile getirdik. Ramazan iftar programlarını halka açtık ve bu programlara Almanları davet ettik. Cemaatimizin Uyuma katkı sağlanması noktasında üzerine düşeni yaptığını vurguladım ve Yabancılar meclisine üye seçilirken uyuma birlikte  katkı yapabilmek adına özverili ve paylaşımcı olmak gerektiğini uyuma katkı verecek kişilerin de uyumlu kişiler olması gereğine inanarak arkadaşların belirlenmesine yardımcı olduk. Ben değil biz düşüncesiyle hareket ettik. Cemaatimize verdiğimiz vaazlardan örnek olarak en son okuduğum hutbeden bir kesit sundum.  
     
Hutbe konusu ise: Başkalarını hor görmemek!  Küreselleşen dünyada, toplumların ve kültürlerin birbirine yakınlaştığı, adeta iç içe geçtiği bir süreci yaşıyoruz. Buna rağmen insanlığın geleceğini tehdit eden açlık, fakirlik, işsizlik, fırsat eşitsizliği, ahlaki çöküntü, inançsızlık, yetersiz sağlık koşulları ve eğitim alanında karşılaşılan sorunlar ile, en az bunlar kadar önemli bir problem ve bunlarla yakından ilişkili olan insanlar arasındaki farklılıklara karşı tahammülsüzlük sözkonusudur. Bu saydıklarımız sadece bir bölgeyi ya da bir halkı değil, bütün insanları şu ya da bu şekilde etkilemekte ve ilgilendirmektedir. İnsanların fikir, inanç ve yaşam özgürlüğünü çok net bir şekilde sağlayan ve güvence altına alan İslam, insanlar arasındaki gerginliği, anlaşmazlığı, birbirlerine karşı tahammülsüzlügü ve olumsuz   düşünceyi yasaklayan hükümler getirmiştir.    Kur’an’da, insanlar arasındaki ırk, dil, renk, cinsiyet, makam ve mevkii gibi farklılıkların, Allah’ın iradesi dahilinde ve belli hikmetlere bağlı olarak var edildiği, dolayısıyla insanların bunları anlayışla karşılaması gerektiği yönünde ifadeler yer alır. (Kur’an, 49/13; 30/22; 6/165; 17/21; 43/32.)
 
“İslam”, Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e (s.a.v.) kadar gelip geçmiş tüm peygamberlerin getirdiği dinin ortak adıdır. Rabbimiz yüce kitabımız Kur’an’ı Kerim’de;  “Allah, Nuh’a buyurduğu şeyleri size de din olarak buyurmuştur. Ey Muhammed! Sana vahyettik, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya da buyurduk ki: Dine bağlı kalın, onda ayrılığa düşmeyin.” (Kur’an, 42/13.) buyurmaktadır. Dinimize göre bütün peygamberler yeryüzünde aynı tevhid mücadelesini vermiş insanlar olup kardeştirler. Peygamberlik açısından da aralarında bir üstünlük yoktur. Müslüman, hepsine inanır.
Kur’an bu konuda „Deyin ki: ‘‘Biz Allah’a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve Yakupoğullarına indirilene, Musa ve İsa’ya verilen ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz O’na teslim olanlarız.’” ( Kur’an, 2/136.) buyurur.
 
Hz  Peygamber, (s.a.v.) günümüz insanının en çok muhtaç olduğu birlikte yaşamanın vazgeçilmez unsurları olan barışı, müsamahayı, affı ve merhameti, sadece  bir iddia ve söz olmaktan çıkarıp yaşanılan bir gerçekliğe dönüştürmüştür. Yüce dinimiz İslam’ın güzelliklerini kendimizden ve insanlıktan esirgemeyelim. Bir hadisi şerifle bitirelim: “Allah katında en sevimli din müsamahalı olan dindir. Ben müsamahalı bir din olan hanif dini ile gönderildim.” ( Müsned, I/236.) buyurdu.       Bu hutbeyi paylaştık ve  sunumu bu şekilde tamamladım.
 
Üçüncü sırada  Katolik Papaz E. Jahaus’a söz hakkı verildi: O şöyle dedi; Uyum sorunu sadece Müslümalarla Hıristiyanlar arasındaki bir sorun değil, Katoliklele Protestanlar arasında da halledilmesi gereken bir sorundur. Burada Katoliklar de var bu güzel bir zenginliktir. İnanç ve uyumla ilgili konuşurken yanlış anlaşılmalar sonucunda bile uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar  doğabilir. Funtamantalist aşırılıklar insanlık dışıdır. Dialog diğer insanları nasılsa öyle kabul edebilmeyi sağlar. İnanç uyumu teşvik edicidir engel değildir.
 
Dördüncü sırada söz verilen Neuapostolisch J. Whitlock ise;  Farklı Kültüre sahip olmak uyumu zorunlu kılıyor. Dil bilinirse sorunsuz anlaşma olur. Kültürün aynı olması uyumu kolaylaştırır (Ben de ABD den geliyorum yaklaşık 30 yıldır Almanyadayım kültür ve inançlar yönünden bağlı olduğumuz için ben bir sorun yaşamadım hatta ABD ye gidince kendimi Alman hissediyorum). Ayrılıkları anlamaya çalışmak lazım. Dini inançları dayatmaya çalışmak uyumu engeller. Almanya bir defa buna hazır mı? Müslümanlar dini cemaat olarak tanındığında ki, bir Hristiyan olarak ben buna karşıyım deyince ‘‘ Bu arada bir Alman vatandaşı olan (Nagold Belediye meclis Üyesi  Dr. Rentschler): Alman kanunları inanç özgürlüğünü garanti altına alır diyerek, kanunu hatırlattı ve bu cümleye  tepki gösterdi ve karşı çıktı kanun kitapını okumayı önerdi’’  J. Whitlock sözlerine şöyle devam etti İnançsız toplum tehlikelidir. Uyum sorunsuz olmuyor bazen eleştiriyi, yanlış anlama, tahammülsüzlük,  kendi dinini yalan sayma gibi sonuçlar ortaya çıkabiliyor.
 
Yancılar meclisinden Ahmet KOKAR: Ben bu konuya şu şekilde yaklaşmak  istiyorum. İlk önce herkesin kendini sorgulaması gerekir. Sizlere çarpıcı bir örnek sunmak istiyorum. Her ay yaklaşık 1000 Alman vatandaşı İsviçre’ye göç ediyor. Sebebleri kısmen oranın vatandaşı olmak veya İsviçre sevdası değil, daha çok ekonomik kaygılardır. Örneğin; mesleki kariyer, kazanç, hayat kalitesi ve vergiyle ilgili kolaylıklar. Alman ve İsveç vatandaşlarının kültür ve inançları benzerlik göstermektedir. Ama yinede birbirlerine alışamıyorlar. Entegre olma konusunda zayıf oldukları çok açık bi şekilde görünüyor. İşsizlik oranı düşük ekonomisi güçlü olmasına rağmen, yinede İsviçre halkının genel olarak Almanlara karşı ön yargıyla dolu olmaları, Almanların hep kendilerini haklı gördüklerini ve sürekli yargılayıcı yaklaşım göstermelerini düşünerek 200 seneden beri beraber yaşıyor olmalarına rağmen, halen Entegrasyon kursları yapma mecburiyetinde kalıyorlar. Bu konuya tersinden bakacak olursak , acaba yazılı ve görsel medyanın her karesinde Almanlara karşı ırkçılık suçlamaları yapıldığı görülse bunuda Alman ve göçmen çocukları izleye izleye sonunda buna inansalar; bu çocuklar, herhangi bir millete ait olmanın bir sorun olmadığını ne zaman ve nasıl öğrenecekler?
Seçim ve oy kaygısıyla milletlerin birbirine korku ve ayrımcılık yapmalarının doğru olmadığını hepimiz kabul etmek ve eleştirmek mecburiyetindeyiz! Alman yasaları bunu zaten garanti altına alıyor. Art.1, 2, 3 ve 4’te net bir şekilde din ve görüş açıklama özgürlüğü yer almaktadır. Dolayısıyla bu kurallara sadece yabancılar değil almanlar dahil herkes uymak mecburiyetindedir.  Kim bugüne kadar yabancı bir komşusunu evine davet edip  ilgi gösterdi. Birbirimizle tanışmadan nasıl karşılıklı önyargıları ortadan kaldırabiliriz. Misafirperverlik te çok önemli,  bir ev sahibi olarak buraya gelene ve yerleşme niyetinde olana hiç yakınlık ve samimiyet  göstermez isek o zaman onlarda hiçbir zaman burada kabul edildiklerini hissetmeyecekler.
Hiç kimse nerede doğacağını kendisi seçmedi! Mesela ben burada doğdum ve buraya bağlıyım. Bizler artık buralıyız. Özümüz ve kökenimiz Türk’tür ve Türk kalacaktır. Biz bunu değiştiremeyiz. Genetik olan bir durumun değişmesi imkansızdır. Ama bu bir dezavantaj değildir öyle görülmemelidir. Aksine bunu avantaja çevirebilmek çok mümkündür. Kanaatimce geriden gelen nesil çok şanslı?  Her Kültürden yetişen nesil arasından en kaabiliyetli olanlarını seçerek onlardan yararlanma şansını gözardı etmemeliyiz. Yani Zekâ, disiplin, azim, gayret, heves, saygı, sevgi, başarı ve en önemlisi iyi bir aile, ahlâk ve adalet sahibi olamak gibi özellikler toplumun faydasına olabilir. Bu sadece Türkler yada yabancılar için değil farklı Kültürden yatişen insanlarla aynı ortamı yada toplumu paylaşmak büyük bir şanstır. Bunu farkedenlerin sayısı her geçen gün artıyor. 90.000 den fazla Türkle Alman karşılıklı evlenmiş, 730.000 Türk Alman vatandaşlığını seçmiş, 70.000 den fazla işveren 380.00 insana iş imkanı sağlıyor. Ancak bunlar sadece manav ve dönerci değil, diğer farklı meslek gruplarında her alanda çalışan mevcuttur. Bir örnek olması bakımından Nagold’a bakacak olursak; Türk Doktorlar, Eczacılar, Mühendisler, Avukatlar, Bankacılar, Mimarlar, Restaurantlar, Tamirhaneler, Süpermarketler, Öğretmenler, İnşaat hizmetleri, berber ve teziler Nagold sakinlerine hizmet vermektedir. Diğer yabancı Milletleden de yüksek oranda bu alanlarda çalışan yabancılar var.  ‘‘Multi Külti öldü ’’ diyen politikacıların gözlerini açarak bunları görmeleri gerekir. Sözlerime son verirken size Canada’dan bir örnek sunmak istiyorum. Canada’ya göç edenler için girişte  bir yazı asmışlar. ‘‘ Canad’ya Hoşgeldiniz. Bundan sonra sen Canada’ya aitsin ve Canada bundan sonra senindir.’’
  
Yancılar meclisinden Slobodan Petkoviç (Sırp asıllı Alman vatandaşı): Uyum meclisinde görev yapıyorum ve öncelikle yabancıların seçime katılması ve burada oy kullanmasından yanayım. Avrupa birliği ülkesinde yaşayanlar burada üç ay kalınca oy kullanma hakları var fakat bu kendilerine  söylenmiyor. Burada 30-40 yıldır yaşayan vergi veren Alman Devletinin kalkınmasına katkıda bulunanlara bu hak verilmiyor. Burada bir sorun var ve bu görmezlikten gelinemez. Bu insanların seçimlerde seçme hakları olması gerekir. Almanya’da Yarım Milyon işveren göçmen yaşıyor. Bu konuyu sürekli gündemde tutacağım, daha önceki başkan bu konuyu hep erteledi, sürekli oyaladı gündemin dışına attı. Uyum meclisi üyeleri bu konuyu daha ileri taşımak istiyor mu? Göçmenlerin seçimlere katılmasını istiyorlar mı? Bu imkan tanınacak mı?  Hangi nedenle burada bulunursa bulunsun Alman vatandaşlığını kabul eden, etmeyen herkes vergi ödüyorsa oy kullanma hakları da olmalıdır. Kaleye(Burg) çıkan yolun yapılıp yapılmaması bütün Alman vatandaşlarına mektup gönderilerek soruldu, ancak aynı vergiyi veren yabancılara bir şey sorulmadı. Nagod’ta yapımına başalanan bu işler sadece Almanların verdiği vergilerle mi yapılacak, yoksa göçmenlerin vergileri de kullanılmayacak mı? Ki onlara bir şey sorulmuyor.İnsanlar burada Almanca düşünüyor, yaşıyor, seviyor vs. Neden korkuluyor çok oy olması  ne tehlike arzedebilir. Bundan sonra yabancıların hiç olmazsa nagold’taki yerel seçimlere katılması için çalışacağım. Dedi. 
 
Yancılar meclisinden Frau Lohs Alman kökenli Rus: Alman kökenli bir Rus olarak önce sipiryada göçmen olarak kaldık. Daha sonra Almanaya’ya geldik ve hiçbir şekilde kendimizi buraya ait hissetmedik. Buna yardımcı olunmadı. Türk komşumuz var, çocuklarım onlara gidince yada onlar bize gelince çocuklar kendilerini kendi evlerinde gibi hissediyor, diğer göçmen komşularımızla da sorun yaşamıyoruz. Ama nedense burada çok sorunla karşılaşıyoruz. Sürekli olarak Rus olduğumuz hatırlatılınca sorun başlıyor. Bir işe girecekseniz ilk konuşmada hemen Rusmusun? Sorusu ile karşılaşıyoruz.  Hiç Rusca bilmeyen çocuğum sürekli olarak kendisine Rus Rus denildiği için artık Rusca öğrenmeye karar verdi. Sebebini sorduğumda nasıl olsa nereye gitsem ben Rusum dedi. Uyum sorunu sadece Türklerin değil, bütün yabancılar aynı sorunu paylaşıyoruz. Uyum konusunda Almanlardan anlayış bekliyoruz. Dedi.
  
Yancılar meclisinden Reichert-Fehrenbach: Bizde kendi geçmişimizi tanıyalım. Birbirizle ilgilenelim tanışalım, birbirimizi ziyaret edelim, değer verelim vakit ayıralım bu şekilde aramızdaki yabancılığı yenmiş oluruz ben bunu arzuluyorum. Dedi.
 
YOUZ ta görevli Emel Napolitano: Kendisini Türk olduğunu ancak bir italyanla evli olduğunu aktardı. Ardından yaptıkları etkinliklerle uyuma katkı yaptıklarını söyledi.Örnekler verdi:Genel olarak yabancı çocuklara Nahhilfe imkanı sundukarını, ilk generasyona Makamda ve okullarda tercüme konusunda yardımcı olduklarını, Meslek eğitimi yeri bulma konusunda yabancılara destek olduklarını, Okul toplantıları konusunda zaman zaman DİTİB Camisiye iritbak kurarak yapılan etkinliklerin Türk halkına duyurulması noktasında camiden destek gördüklerini uyuma katkı noktasında cemiyetlerle güzel bağlantılar kurduklarını aktardı.
 
Böhringer: Emekli bir Din adamı olarak güzel örnek oldu ve öz eleştiri yapma erdemi gösterdi. Kendi Din tarihimizi hatırlamamız gerekir, belki kendimize öz eleştiri yapmalıyız tek taraflı uyum olamayacağını düşünüyorum. Kendi dinimizden diğer Cemaat mensupları’nın da burada bir araya gelmesine çok sevindim bunu uzun zamandır arzuluyorduk. Dedi.
 
Nurcan Dürr (eski yabancılar meclisi üyesi): Beş yaşında Almanyaya geldim. Okula gittim meslek yaptım aslında kafamda bir Türkle evlenme vardı. Ancak karşıma bir şivabe çıktı ve birbirimizi sevdik. Evlenebileceğimizi anladık. Şimdi 19 yıllık evliyiz Aylin (15)  ve Sinan (12) adında iki çocuğumuz var. Eşim Hıristiyan ben de Türk ve Müslüman’ım dini anlamda hiç uyum sorunumuz olmadı. Ben Hıristiyan olmadım, eşim’de Müslüman olmadı ama biz uyum içinde mutlu bir beraberlik yaşıyoruz. Saygı, sevgi ve hoşgörü eşittir uyum.Dedi.
 
İsmini öğrenme fırsatı bulamadığım Burg Schule’de görevli bir Alman bayan: Burg Schule’de her Milletten öğrenci var. Birbiriyle birşeyler yapmaları hiç sorun olmuyor. Çocuklar önyargısız bir araya gelebiliyorlar bunu bizde yapabilmeliyiz. Dinler yada Kültürler konusunda birbirleriyle konuşarak farklılıkları öğreniyorlar ve sorun kalmıyor. Uyum hakkında Din problemi değil önyargıları kaldırmak gerekir. Sorunun ana sebebi önyargılardır. Tabiki dil olmayınca uyum gecikiyor.  Karşımızdakini insan olarak kabul etmeliyiz. Dedi.
 
Bir Alman  Erkek:  Almanlar olarak yabancı kelimesini çok kullanıyoruz. ABD de böyle değil, bu kavramla insanları sınırlıyoruz uyumu biz geciktiriyoruz. Dedi.
 
Oturumu yöneten Dr.  Mansfeld Son Söz olarak : Burayı kendi ülkesi olarak gören herkes buraya uyum sağlamıştır. Seçme hakkından faydalanmalıdır. Uyumun olacağına inanmıyorsak inanç o zaman problemdir. Dedi.
 
-    Bu yazıyı Nagold Yerel gazetesi Kelebekteki Köşememde  ‘‘uyuma katkı yapmaya çalışan gönüllüler ve sizlerle’’ paylaşmaktan  dolayı mutluyum.
Özetlemem gerekirse: Bu toplantıya katılan herkes uyum konusunda yapıcı davrandı ve katkı yaptı. Çocuklar mı yoksa gençler mi örnek alınacak her ne yapılacaksa bir an önce yapılmalı ama artık sürtüşmeyi bırakarak yapıcı çözüm üretilmelidir.  Bütün saf duygularla toplumların barışık yaşamasına gayret edilmelidir. Dinlerin uyum emretiği görüldü umarım artık dinler bahane edilerek uyum sorunu için kılıf yapılmaz. Çünkü dinler, ‘‘ insanlara dünya ve ahıret mutluğunu sağlamak’’ için gönderilmiştir. Asla husümete ve düşmanlığa müsade etmez. Öyleyse yapılması gereken nedir?  Madem ki birlikte yaşamaya karar verilmiş, dayatmalardan uzak, herkesin  insan olduğundan hareketle ‘‘inancını yada inançsızlığını dayatma konusu yapmadan’’ herkesi olduğu gibi, toplumun bir parçası kabul etmek gerekir. Hiç kimse uyumsuzluk için inançları bahane etmemeli, inanç özgürlüğü de gözardı edilmemelidir. Hiç bir din mensubu, kendi inanç özgürlüğünü tanıyıp başkasının inanç özgürlüğünü yok saymamalıdır.  Herkes kendisi için istediğini başkaları için istemeli, kendine istemediğini ise başkasınada istememelidir. İçinde yaşanılan toplum bir ana kucağı gibi şefkatle sarmalı ve dışarıdan gelenler o sıcaklığı hissetmelidir. İnsan olarak duygular ve beklentiler hep aynıdır. İster Türk isterse Rus yada Sırp vs. kim olursa olsun farketmez.  Uyum için herkesin kendisine öz eleştiri yaparak yaşanılan toplumda, korkulardan uzak mutlu bir hayat yaşanmasına katkı yapmasını bekliyoruz. Unutmayalım ki biz başkalarından beklediğimiz gibi başkaları da bizden bir adım bekliyor.  Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır” sözünden yola çıkalım ve kimsenin kusursuz olmadığını unutmayalım. Yetmiş yaşındaki ihtiyarın dediği gibi, ”bu yaşıma kadar hep mükemmeli aradım ve bir mükemmel kadın bulamadım’‘ dedi. Onu duyanlar hiç mi mükemmel birisini bulamadınız? diye merakla sormuşlar. İhtiyarın cevabı çok manidar! ”Bir mükemmel kadın buldum ama O da mükemmel bir erkek arıyormuş” olmadı. Dedi. Yani mükkemmeli arayanların kendilerinin de mükemmel olmadığını bilmesi gerekir.
Saygılarımla…

 

& Müslüman Mezarlığı Açılışına Davet. &

Nagold ve Çevresinde yaşayan Değerli Kardeşlerimiz, Geçmiş Kurban Bayramınızı en kalbi dileklerimizle kutlar, nice bayramlara huzur, sıhhat ve afiyet içerisinde ulaşmanızı Yüce Allah’tan dileriz. 
26 Kasım 2010 Saat 15.30’da yapılacak olan Müslüman Mezarlığı açılışında Nagold ve Çevresinde yaşayan tüm Cemiyetlerin Yönetim Kurulu ve Üyelelerinin bu davete iştirak edeceğini umuyor ve bekliyoruz.
Müslümanlar için tanınan bu hakka gelin sahip çıkalım. Çünkü yarın çocuklarımız torunlarımız kendilerine ait bir mezarlığın varlığına mutlaka ihtiyaç duyacaklardır. Müslümanlar’a bu hakkın verilmesi noktasında gayretleri olan Yabancılar Meclisi Üyeleri, Cemiyetler, Din Adamları ile desteği olan herkese ve özellikle Nagold’un yerli halkına, Nagold eski Belediye Başkan Dr. Prewo’ya Mezarlığın Hizmete hazır hale getirilmesinde emeği geçen yeni Belediye Başkanı Herr Grossman’a teşekkür ediyoruz.
Bu davete Duyarlı olacağınızı ve sorumlu davranacağınızı biliyoruz.
Saygılarımızla …
 
 
 Nuri GARBETOĞLU                                              Dr. Hayattin YILMAZ
Nagold DİTİB M. C.  Din Görevlisi                Nagold DİTİB Cemiyat Başkanı
 
 
Yer: Nagold Belediye Mezarlığı bünyesindemezarlık sınırları içinde ancak ayrı bir bölüm olarak tahsis edilmiştir.
Tarih ve Saat: 26 Kasım 2010 Saat 15.30’da
 
 

Konstanz/ Bodensee Gölü Gezi

KONSTANZ’DAKİ TOPLANTI VE GEZİ HAKKINDA

  050720092483  050720092485   

05 Temmuz 2009 tarihinde Konstanz’da Ataşeliğimizce kiralanan bir gemide değerlendirme toplantısı yapılmıştır. Bu toplantıya Karlsruhe Başkonsolosumuz Emine Birgen KEŞOĞLU, Konsolos Yardımcısı Balca KURHAN, Berlin Din Hizmetleri Müşaviri ve DİTİB Genel Başkanı Sadi ARSLAN, DİTİB Genel Başkan Yardımcısı ve Düsseldorf Din Hizmetleri Ataşesi Mustafa ÜSTÜN, Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Dursun AYGÜN, Karlsruhe Eğitim Ataşesi Murat Çelebi, DİTİB Genel Kurul Üyeleri Ayten KILIÇARSLAN, Kenan GENÇ, Nihat ÖZKAN, Mehmet YILDIRIM Karlsruhe Bölgesi  Din Görevlileri ve Cemiyet başkanları katılmıştır.

Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Dursun AYGÜN toplantıya katılan bütün Din Görevlileri ve Dernek Başkanları ile saat:11.00’da Konstanz DİTİB Cemiyeti Mevlana Camii Din Görevlisi Hayati YELKOVAN  ve Cemiyet Başkanı Kurban ARAS organizesinde ikram edilen kahvaltıya katılmıştır.

Kahvaltıdan sonra Ataşe AYGÜN Din Görevlileri ve Cemiyet Başkanlarıyle saat 12.300 da Konstanz Mevlana Camiinde bir değerlendirme toplantısı yapmıştır. Toplantı Baden-baden Din Görevlisi Selami SECGİN’in Kur’an tilavetiyle başlamıştır. Daha sonra AYGÜN bölgemizde yapılan Din hizmetleri ve Çalışmalar, bu çalışmalarda Din Görevlisi ve Cemiyet başkalarının rolü hakkında  kısaca  bilgilendirme ve değerlendirme yapmıştır. Daha etkin görev yapabilmek için bayan görevlilere olan ihtiyacın giderek arttığına dikkat çekerek, bu konuda yapılan hizmetlere katkı yapmak amacıyla, Almanya’ya gelip yerleşen İmam Hatip Mezunu ya da Hafız bayanlardan  yararlanmak için Ataşelik olarak başlatılan bir çalışmayı anlattı.

Buna göre, Ataşelik nezdinde yapılan sınav neticesinde belge almaya hak kazanan bayanlara belgeleri verildi. Bu belgeyi alan bayanlardan Cemiyetler istifade etmek isterlerse, Din görevlisinin gözetiminde bu bayanlar cemiyetlerde Dini Eğitim vermek üzere görev alabilecek ve bu yönde hanımlara yönelik hizmetlerin daha da canlandırılmasına katkı sağlanmış olacaktır dedi.

Toplantının ardından öğle namazı kılındı. Namazdan sonra Din Hizmeleri Muşaviri ve DİTİB Genel Başkanı Sadi ARSLAN ile Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Dursun AYGÜN Cemaate, toplantıya iştirak eden Din Görevlisi ve Cemiyet başkanlarına hitaptti. Özellikle Konstanz Camiinin Cemaat tarafından biraz daha sahiplenilmesi gerektiğine değinen Sadi ARSLAN, bir mekan ancak kendisini süsleyenleri/katılımcıları olması halinde kıymetli ve değerli olabileceğini vurguladı. Öyleyse bu kadar mükemmel bir şâheseri burada inşa ettiniz, içi boş olduğu zaman, bu şâheser de olsa bir anlam ifade etmez, katılımınızla bu mabeti süsleyin dedi. Bölge Cemiyetlerinin de yardımlaşma noktasında birbirini sahiplenmesini tavsiye tti.

Gemide  yapılan değerlendirme toplantısı 14.30’da başladı. T.C. Karlsruhe Başkonsolosu Emine Birgen KEŞOĞLU  Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşesi ve bir grup vatandaş eşliğinde Konstanz Mevlana Camiinden limana kadar yürüyerek ve halkla gittiler. Hanımefendi Din Görevlisi Hayati YELKOVAN’dan Konstanz ve  burada yaşayan halkımıza sunulan hizmete yönelik  bilgi  aldı.

Gemi gezintisi bodenze gölünde 4 saat sürdü. Konstanz Mevlana Camii Din Görevlisi Hayati YELKOVAN ve Cemiyet başkanı Kurban ARAS tarafından Konstan Cemiyetinin maddi sıkıntılarının çözümü yönünde alternatif öneriler sundular. Yüksek orandaki borç ve faiz ödemesinden kurtulabilmek için Cemiyetler arası borçlanma yöntemiyle bu konunun halledilebilmesi münkündür denild.  Sadi ARSLAN bey de bu projeye destek vererek konunun mahallinde çözülmesi gerekir diyerek, Karlsruhe Bölgesindeki Cemiyetlerin konuyu sahiplenmesini tavsiye etti.

Daha sonra gemide öğle yemeği yenildi. Gezi esnasında  Din Görevlileri Türk Halk ve Türk sanat müziğinden parçalar okudular. Değeşik fıkralar anlatıldı katılımcıların unutamayacakları çok hoş bir gün yaşandı.

Dr. Dursun AYGÜN beyin de görev süresinin sonuna doğru yaklaşılması hasebiyle kendisi için de bir nevi veda gezisi olduğu söylenebilir.  Gezinin sonuna doğru Konstanz Mevlana Cami Din Görevlisi  ve Cemiyet yönetimi tarafından Ataşe AYGÜNE Kristal tablo üzerine Mevlana Camiinin Lazerle işlenmiş resmini Konstanz hatırası olarak takdim ettiler. Gezi programı sonunda katılımcılara çiçek takdim edildi ve hatıra fotoğraflar çekildi. 06/07/09  

050720092459  050720092456 

050720092463   050720092465 

  050720092470

  050720092467   050720092472

 050720092454   050720092453 

 050720092477   050720092478

  050720092479  050720092480

Ve Bodenze gölüne yaya yolculuk.  

050720092482   050720092484

050720092486   050720092489

050720092490   050720092492

050720092495  050720092493

050720092491   050720092499

050720092500   050720092502

050720092504   050720092505

050720092506   050720092507

050720092498   050720092508 

050720092509   050720092510 

050720092512   050720092513 

  050720092514   050720092515   

 konstanzgemigezisi02[1]

Karlsruhe bölgesi DİTİB dernek yöneticileri ve din görevlileriyle,değerlendirme ve istişare toplantısı Bodensee Gölü üzerinde yapıldı.

konstanzgemigezisi01[1]

T.C. Karlsruhe Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşeliği tarafından organize edilen gemi gezisi, Konstanz / Bodensee gölünde yapıldı.

konstanzgemigezisi04[1]

Programa, T.C. Karlsruhe Başkonsolosu Emine Birgen Keşoğlu, T.C. Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri ve DİTİB Genel Başkanı Sadi Arslan, T.C. Karlsruhe Başkonsolosluğu Muavin Konsolosu Balca Kurhan, Eğitim Ataşesi Murat Çelebi, Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Dursun Aygün, T.C. Düsseldorf Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi ve DİTİB Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Üstün, DİTİB Yönetim Kurulu Üyeleri Kenan Genç, Ayten Kılıçarslan ve Nihat Özkan, Genel Müdür V. Mehmet Yıldırım, Karlsruhe DİTİB Eyaletler Birliği Başkanı Mustafa Yiğit ile Karlsruhe bölgesi DİTİB dernekleri yöneticileri ve din görevlileri, gençlik ve kadın kolları temsilcileri katıldı.

konstanzgemigezisi14[1]

Toplantı ve gezinin açılış konuşmasını Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Dursun Aygün yaptı. Dr. Aygün, “Derneğimizi yakından tanımak, sıkıntılarına derman aramak, hem de  bölgemizin güzel şehri Konstanz’ı tanımak amacıyla bu programı  Konstanz’da tertipledik” dedi. Dr. Aygün, hoşça vakit geçirmek ve sorunlar üzerinde çozüm yolu aramak üzere yapılan bu gezi programında, tabii güzellikleriyle, deniziyle, suyuyla, yeşiliyle dört saat boyunca gezinin devam edeceğini belirtti.

konstanzgemigezisi16[1]  konstanzgemigezisi15[1]

T.C. Karlsruhe Başkonsolosluğu Muavin Konsolosu Balca Kurhan ve Eğitim Ataşesi Murat Çelebi, T.C. Düsseldorf Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi ve DİTİB Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Üstün, DİTİB Yönetim Kurulu Üyesi Ayten Kılıçarslan, Karlsruhe DİTİB Eyaletler Birliği Başkanı Mustafa Yiğit ayrı ayrı yaptıkları konuşmalarda, burda bulunmaktan duydukları memnuniyeti ifade ederek, Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Aygün’e ve organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ettiler.

konstanzgemigezisi05[1]

T.C. Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri ve DİTİB Genel Başkanı Sadi Arslan da, “Bu güzel günde, bu güzel mekanda sizlerle beraber olduğum için kendimi mutlu ve bahtiyar hissediyorum” dedi.

konstanzgemigezisi13[1]

Sıkıntılarımız hepimizin sıkıntısı olduğunu ifade eden Arslan, “Güzel bir manzara, güzel bir hava, içindeki insanlar bir defa çok güzel. Gezi vesilesi ile bir araya geldik. Karlsruhe bölgesi hizmetin aktif olduğu bölgelerden bir tanesidir. Alt yapısı çok iyi bir bölgemiz. Dernek başkanlarımız ve din görevlisi arkadaşlarımız arasında çok iyi bir iletişim var. Bunun dışında bölgede görevli sıkıntımız yok. Dolayısıyla bu bölgeden memnunum. Sıkıntılarımız hepimizin sıkıntısıdır. Bunları da dinleyip çözüm yolu bulacağız. Burada herkese görevler düşüyor. Taşın altına elimizi birlikte koyacağız. Sorunları birlikte çözeceğiz. Hepimiz aynı geminin içindeyiz. Dolayısıyla geminin iyi olması lazım. Bugünde inşallah hep beraber güzel saatler geçireceğiz“ diye konuştu.

konstanzgemigezisi12[1]

Karlsruhe Başkonsolosu Emine Birgen Keşoğlu da konuşmasında, “Bu kadar güzel bir ortamda sizlerle beraber olmaktan son derece mutluyum. Davet ettiğiniz için çok teşekkürler ediyorum. Birbuçuk yılı aşkın bir süredir ben Karlsruhe’de görev yapıyorum. Geldiğim ilk günden itibaren Ataşem Dr. Dursun Aygün ile çok keyifli, zevkli ve çok verimli bir çalışma dönemimiz oldu. Onun iş heyecanını, işe sarılışını, bir şey yapıldığı zaman ondan duyduğu hazzı gözlerinde görmekten ben de oldukça mutlu oldum. Hepinize iyi gün geçirmenizi diliyorum“ dedi.

Dört saat boyunca Bodensee gölü üzerinde devam eden program, Karlsruhe bölgesi din görevlilerinden oluşan tasavvuf musikisi korosonun seslendirdiği ilahiler ve geziye katılanlara gül takdimi ile sona erdi.

konstanzgemigezisi06[1]    konstanzgemigezisi08[1]   konstanzgemigezisi07[1]

 Gezi sonunda günün anısına davetlilere çiçek takdim edildi.

Konsolos Hanımefendi Dursun beye hediye takdim ettiler. (ortadaki resim) 

konstanzgemigezisi10[1]    konstanzgemigezisi11[1]    konstanzgemigezisi09[1]   

Balca Kurhan Karlsruhe Konsolos yardımcısı, Düsseldorf Ataşesi Mustafa Üstün, Ayten Kılıçarslan çiçek takdimi.

050720092517  050720092520 

050720092516  050720092521

050720092503  050720092535

 050720092529  050720092530 

050720092532  050720092533 

050720092528  050720092534

050720092522  050720092449

   050720092543  050720092544 

 050720092548  050720092549 

 050720092550  050720092547

050720092559  050720092557

 050720092542  050720092552

 050720092541  050720092540

MİRAC KANDİLİ MESAJI

İçinde bulunduğumuz mübarek üç aylara önem ve anlamını kazandıran kandillerden biri olan Mirac Kandiline 19 Temmuz Pazar gününü Pazartesiye bağlayan gece kavuşmuş olacağız. Bu feyizli gecede, pek çok hikmet, esrar, mesaj ve müjdelerle dolu olan İsra ve Mirac hadiseleri meydana gelmiştir.

İsra, Yüce Allah’ın Sevgili Peygamberimizi, gecenin bir anında Mekke’deki Mescid-i Haram’dan, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürmesidir. Mirac ise, Allah’ın Peygamberimizi aynı gecede Mescid-i Aksa’dan yüksek gök tabakalarına çıkarması, sonra da insan, cin, melek ve diğer mahlukatın bilgilerinin tükendiği sınıra ulaştırmasıdır.

İsra hadisesi, Kur’an-ı Kerim’de İsra Suresinin ilk ayetinde şöyle anlatılmaktadır:

“Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu, Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir”.

Recep ayının 27. gecesinde meydana geldiği kabul edilen İsra ve Mirac hadisesi, sahih hadis-i şeriflerde detaylı biçimde anlatılmıştır.[1]

İsra ve Mirac hadisesinin hiç şüphesiz bildiğimiz-bilmediğimiz pek çok sebep ve hikmetleri vardır. Bunlardan birisi, Yüce Allah’ın, kendisinin kudretine delalet eden pek çok ayet, delil ve harikaları Sevgili Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’ya göstermek istemesidir. Diğeri ise amcası Ebu Talib’i ve eşi Hz. Hatice’yi kaybeden ve Taif’te kendisinse eziyet edilen Peygamber Efendimizi teselli etmektir.

Peygamber Efendimiz Mirac dönüşünde ümmetine bazı hediyeler getirmiştir. Sahih hadislerde bildirilen bu hediyeler şunlardır: Beş vakit namaz, Bakara suresinin son ayetleri ve Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen kimsenin günahlarının affedileceği müjdesi[2].

Mirac kandili müminler için af, mağfiret ve ilahi rahmete kavuşabilmenin birer vesilesidir. Aynı zamanda bu gece, toplumda birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının en yoğun bir şekilde yaşandığı, insanların birbirleriyle tebrikleştikleri, kırgınların barıştığı, gönüllerin alındığı, fakir fukaranın hatırlandığı, sevgi ve hoşgörünün arttığı, müstesna bir zaman dilimidir. Bu itibarla, bu geceyi en güzel bir şekilde değerlendirmek için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Bu geceye mahsus özel bir ibadet yoktur. Ancak bu kandili şu şekilde değerlendirerek feyz ve bereketine nail olmamız mümkündür.

Mirac Kandilinin gündüzünde oruç tutup, gecesinde kaza ve nafile namazları kılmalıyız. Kur’an-ı Kerim okumalı, okuduğumuz ayetleri anlamaya çalışmalıyız Peygamber Efendimize salat-u selam getirmeliyiz. Nefis muhasebesi yapmalı, günahlarımızı bağışlaması için Rabbimize yalvarıp yakarmalı, tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. Aile efradımıza bu gecenin önemini anlatmalıyız. Ana baba ve akrabalarımızın kandillerini tebrik etmeli ve hayır dualarını almalıyız. Müslüman kardeşlerimizle tebrikleşmeli, onların gönüllerini almalı, kırgınlıkları, dargınlıkları gidermeliyiz. Çevremizde olan fakir ve muhtaçlara yardım elimizi uzatmalıyız. Kendimiz, ailemiz, milletimiz, ülkemiz ve bütün Müslümanların huzur ve selameti, devletimizin bekası için  bol bol dua etmeliyiz.

Bu vesileyle Mirac Kandilinizi tebrik eder, huzur, mutluluk, sevgi  ve dostluk dolu bir hayata vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz eder, selam, sevgi ve saygılar sunarım.  

NuriGARBETOĞLU/ ALMANYA/ KALRSRUHE/ NAGOLD

 


 

[1] Buhari, Bed’ül-Halk 6, Enbiya 22,43, Menakibu’l-Ensar 42; Müslim İman 264; Tirmizi, Tefsir, 3346, 

[2] Müslim, İman,279; Nesai, Salat,1.

Nagold’ta Çiğ Köfte etkinliği

NAGOLD ÇİĞKÖFTE PARTİSİ VİDEOSU
  
16 Ekim 2009 tarihinde Nagold DİTİB Cemiyetinde Din Görevlisi Nuri GARBETOĞLU ve Cemiyet Başkanı Kenan GENÇ organizesinde Çiğköfte etkinliği tertip edilmiştir. Programa Hockenheim, Schwetzingen, Baden-Baden, Calw, Sulz, Freudenstadt, Pfalzgrafenweiler,  Din Görevlileri ve Cemiyet Başkanları ve üyeleriyle çok sayıda vatadaşımız katılmıştır. Programda Nagold DİTİB Cemiyetince misafirlere Çiğköfte, Meyve Çay ikramında bulunulmuştur. Programda Din Görevlileri birbirinden güzel İlahi ve Kasideler okudular. Programın sonunda Hockenheim Din Görevlisi Mustafa Yamuk bazı ünlü simaların taklidini yaptı. Program Zakir Hocanın Duası ile sona erdi. Program katılımcıların beğenisi kazandı, çok neşeli geçti. Bizlere böyle güzel bir program hazırlanmasında, emeği geçen herkese katılan davetimize 150 km. mesafeden başlayarak en yakın Cemiyetlerden ve bölge Cemiyetlerimizden iştirk ederek bu mutlu geceyi değerli kılan bütün Din Görevlisi ve Cemiyet Başkanı ve üyelerine, ayrıca ikramlar konusunda bizlere yardımcı olan nagold yönetim kurulu üyeleri ve Cemaatimize Nagold DİTİB Cemiyeti Başkanı Kenan GENÇ beye çok teşekkür ediyoruz.

Pfalzgrafenweiler,  Hockenheim, Nagold Din Görevlileri.
Mustafa ŞAHİN, Mustafa YAMUK, Nuri GARBETOĞLU
  
 
  
Nagold, Sulz C. Başkanları Sulz D.Görevlisi ve bir üye.  
Kenan GENÇ, Ali İPEKÇİOĞLU, Emrullah ARTIRAN, Üye

Hockenheim, Baden-Baden, Schwetzingen, Freudenstadt D. Görevlileri.
Mustafa Yamuk, Selami Secgin, Mustafa Bülbül, Selami Sayın
Calw D.Görevlisi, Calw Başkanı ve üyeler.
Adnan TUNCER, Kemal ŞAHİN ve Üyeler
 Din Görevlileri Başkanlar ve katılımcılardan bir görünüm 
Mutlu bir tablo.

 

 

AİLE EĞİTİM SEMİNERİ

Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de o’nun delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. Âyet: Rum Suresi  21

 Dünya bir meta’dır, en hayırlı meta ise Saliha (iyi) bir kadındır. Hadis-i Şerif: Müslim Rida  11

Fertlerin huzur ve mutluluğunu temin etmek kadar, sağlam bir toplumun oluşması da İslâm dininin temel gayelerinden biridir. Toplumu meydana getiren temel çekirdek ailedir. İşte bunun için İslâm, bireylerin ilk eğitim ocağı olan aileye ayrı bir önem vermiştir. Aile; anne, baba ve çocuklardan oluşan, toplumun en küçük birimidir. Aile toplumun çekirdeğidir. Çekirdekten ağaç ve meyvelerin şekillendiği gibi, aileden de toplumlar şekillenir. Her şey ailede başlar ve ailede biter.
 
19 Aralık 2009 tarihinde Nagold Ditib Cemiyeti ve Kadın kolları, Kubus Hallede saat 18:00′da Aile içi iletişim konusunda bir seminer düzenledi.  Seminere Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşe vekii Ahmet ARSLAN Vaize Aliye ARSLAN, Din Eğitimi Uzmanı Ahmet DANIŞIK Calw Din Görevlisi Adnan TUNCER, Cemiyet Başkanı Kemal ŞAHİN, Nagold Efangeliş Kilisesi Papazı Herr Albert ve vatandaşlar katıldı. Sunuculuğunu Nagold Din Görevlisi Nuri GARBETOĞLU’nun yaptığı Program  yine Nuri GARBETOĞLU ‘nun Açılış Kur’an-ı kerimi okumasıyla başladı. 
 
Aile Eğitim Danışmanı Ahmet DANIŞIK ve Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşeleği vaizesi Aliye ARSLAN hanımefendinin konuşmacı olarak katıldığı programda, Nagold Cemiyeti Kadın Kolları başkanı Selma ARABUL hanımefendi hoşgeldiniz konuşması yaptı. Ardından programa misafir olarak davet edilen Nagold Efangeliş kilisesi Papazı Albert kürsüye davet edildi ve katılımcılara hitap etti. Yapılanları olumlu ve yapıcı bulduğunu, topluma katkı yapacağını umduğunu dile getirdi. Daha sonra Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşe vekili Ahmet ARSLAN kürsüye davet edildi ve bir selamlama konuşması yaptı. Konuşmasında eğitimin aile de başladğına vurgu yaparak konuşmacılara başarı diledi. Seminere gönüllü olarak iştirak den herkesi ve semineri tertip edenleri kutluyorum dedi. Ravza ARSLAN Ey Nebi Adlı bir Naat okudu ve herkesi kendine hayran bıraktı. Vaize Aliye ARSALAN Ailede Mutsuzluk nedenleri nelerdiri üzerinde durdu. Mutsuzluk nedenlerini ortadan kaldırabilirsek mutlu olmayı başarabliriz dedi.  Din Eğitimi Uzmanı Ahmet DANIŞIK Eğitimin nasıl başarılabileceği hakkında Slayt gösteriminden de faydalanarak ayrıntılı biligiler verdi.  Seminerde Özellikle Ailenin huzurlu olabilmesi için çocuklarımıza ailelere özgüven ve sorumluluk aşılanmalı dedi. Program sonunda Nagold Cemiyet başkanı Kenan Genç teşekkür konuşması yaptı. Katılımcılara teşekkür etti ve katılmayanların çok şey kaybettiğini vurguladı. program çiçek takdimiyle sona erdi. Programa iştirak edenler Aile Eğitimi adına çok büyük tecrübe ve kazanımlar elde etti.
 
Nuri GARBETOĞLU Sunum yaparken

Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşe Vekili Ahmet ARSLAN
 
Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşeliği Vaizesi Aliye ARSLAN Konuşma esnasında görülüyor.

Din Eğitimi Uzmanı Ahmet DANIŞIK Program sonrası görüntü.

Seminere Katılan Nagold Halkı ve Emekli Papaz Herr Böhringer görülüyor.

Katılımcılardan bir görüntü.
 

Ravza ARSLAN Herzaman olduğu gibi formundaydı ve dinleyeneri kendine hayran bıraktı.

191220093039

Soldan sağa Selma Arabul, Bayan Danışık, Fatma Garbetoğlu, Aliye Arslan 

191220093040

  • Hanımlar çiçekleriyle sahnede görülüyor. 

191220093041

Program sonunda toplu bir hatıra fotoğrafı çektirildi.
 
SEMİNER videosu
  
AİLE EİTİM SEMİNERİNDEN NOTLAR   19/12/09   KUBUS HALLE  NAGOLD 
 
Aliye ARSLAN Hanımefendinin konuşmasından notlar:
 
Ailede Mutsuzluk nedenleri nelerdir?
 
Ailede Mutsuzluk Nedenlerini üç bölümde incelemek mümkündür.
1. Eşlerin birbirini yeterince tanımadan evlenmesi. 2. Ekonomik sıkıntılar. 3. Dış etkenler, yada dış mudahaleler.
 
EŞLERİN BİRİBİRİNİ TANIMAMAKTAN KAYNAKLANAN SORUNLARIN AŞILMASINDA ÇÖZÜM YOLLARI
Eşler biribirini iyi tanırsa sorun çıkmaz, mesela yola çıkacak iki eşi şöyle bir düşünün evin erkeği arabaya evden inmiş eşini beklemektedir.
  • Erkek Nasıl Düşünmelidir?:
Benim eşim hızlıdır şimdi gelir, Benim eşim sorumluluk sahibidir, asla ihmalkar değildir, tedbir olsun diye ütüyü fişten çekip çekmediğini konrol ediyordur, israf olmasın diye lambaları söndürüyordur. Evimize zarar gelmesin, hırsız girmesin diye Kapıyı iyice kapatıp kapatmadığını konrol ediyordur. Gideceğimiz yerde eksik olmasın diye hazırladıklarımızı alıp almadığını kontrol ediyordur.
  • Beklendiğini bilen Bayan Nasıl Davranmaldır?
Benim eşim arabada beklemesin yazık olur, o beklemeten sıkılır, beklemeyi pek sevmez. Eksiklerimi hemen tamalayıp onu bekletmemeliyim, Şimdi beklerse yorulur, sorun çıkartmamalıyım. 
 
Kişi dünyadan ahırete iki şey götürür Îman ve Nikah, başka bir şey götüremez.
Mutsuz ailede çiçekler bile büyümez, ya orada yetişen çocukların durumunu bir düşünün. (Boşanmak Allah’ın en hoşlanmadığı helâllerdendir.Ancak Evliliğin unsurları sadece Karı-Koca değildir, eşlerin alacağı kararlar, ailelerini ve sahip oldukları çocukları da olumsuz etkileyecektir. Onların geleceği de çok önemlidir. Çocuklar boşanacak olan ailenin çocuğu olmayı kendi iradesiyle seçmemiştir. Karı koca kendi irade beyanlarıyla evlendiler ancak yeterince birbirini tanımadan yapılan evliliğin neticesinden masum çocuklar doğdu. Bu boşanmanın faturasını ona ödetmeye kimin ne hakkı olabilir.)
 
  • Evlilik; Sabır ve sorumluluk anlaşmadır. Bu sorumluluğun farkında olanlar geçinir giderler.
  • Evlilik anlayış ve hoşgörüdür.
  • Evlilik sadakattir (eşine sadık olmak aldatmamaktır).
  • Karşımızdakinden ne kadar anlayış bekliyorsak en az o kadar anlayışlı ve hoşgörülü, hatta özverili olmamız gerekir.
Karı-Koca adeta birbirinin imtihanıdır. Bu bilinç doğrultusunda hareket eden eşler yardımlaşırlar.
 
EKONOMİK SIKINTILAR
  • Evinden geçim sıkıntısı olan biri telefon açıyor bazı sorulardan sonra, hocam aslında ben sizi kitap açtırmak için aradım, kitap açabilirmisin. Diye soruyor. Tabiki kitap açmayan hocayı hoca olarak kabul görmüyor.
  • Madde üzerine bina edilen evlilikler para, ev, araba, iş gidince eşler arasındaki mutluluk ve saadet ilişkisi bozuluyor. Evlilik adeta kâbusa dönüşüyor. Huzur bozuluyor. Evlilik sallanmaya başlıyor.
  • Eşi vefat ettikten sonra kıymetini bilenin anlamı olmaz.!!!
Malesef biz genelde kaybetmeyince kıymetini bilmeyen br gelenekten geliyoruz. Kaybedince kıymet veririz, yada kıymetini anlarız. Ölen bir hanımın ardından keşke ben onu hiç incitmeseydim, kırmsaydım, gönlünü alsaydım vs.
  • Adam ömür boyu hanımına eziyet ve sıkıntı verdikten sonra, hanımına soruyor seni hacca götürürsem bana hakkını helâl edermisin. Elin iyisi evin sebebi olmamalı,
  • Başka mutluluklara özenmek yerine yeni mutluluk tabloları oluşturmak mümkündür. Filancanın karısında yada filancanın kocasında değil, nasipte sebep aramak lazımdır.
  • Herkese kendi değerine göre nasip verilmiştir. ‘’Şüphesiz iyiler iyilerle evlendirilir. Nur Sûresi…’’
  • Hanımın biri eşinden ayrılıyor. İş başa düşüyor zamanında eve geleni beğenmezdi şimdi iş beğenmiyor. Hocam 8 saatlik işte çalışmam için yeterli Almancam da yok, ne yapmamlazım?  2 saat yetmez diyor. 4 saatlik işte çalış o da yetmez diyor. Çünkü aza kannaati yok. Aza kanaati olmayan çoğu bulamaz. Yani Allah!ın verdiği rızkı beğenmiyor, adeta Cehennemi istiyor.
  •  Mutlu olmak için nasıl bir eşiniz olsun istiyorsanız, siz öyle bir eş olmaya çalışın. Hatta öyle bir eş olun.
  • PEYGAMBER EFENDİMİZ EŞLERİNE DEĞER VERİR VE BUNU HİSSETİRİRDİ:
Peygamber efendimizin bir komsu efendimizi evine davet ediyor. Efendimiz hanım gelsin mi (Ayişe) diyor.Adam kabul etmiyor. Efendimiz o zaman bende gelmem, hanımın gitmediği yerde işim yok diyor. Adam ikinci defa yine sadece efendimizi davet ediyor, efendimiz eşini davet etmediği için yine gitmiyor. Adam üçüncü defa davet ettiğinde, daveti alan peygamberimiz aynı soruyu yöneltiyor ve eşi de davet edilince daveti kabul ediyor. eşine verdiği değeri gösteriyor.
  • Peygamber Efendimiz ölüm yatağındayken üç konuda endişesini dile getiriyor.
Namazı kıldınız mı? Namzın vakti geçti mi?, İşçilre alın terinin karşılığını mutlaka verin. Kadınlarınızın
Varlıkta yoklukta imtihanda olduğumuzu hatırlamalı ve kendimizden daha olumsuz hayat yaşayanlarla kendimizi kıyas ederek şükretmeye çalışmalıyız.
 
DIŞ MUDAHALELER
  • Dünyada en eski savaşlar, Gelin Kaynana savaşlarıdır. Ancak bilinmelidir ki, Kayın valide anne yarısıdır.
  • En akıllı erkek anne ile eşi arasında köprü olan erkektir.
  • Ailede huzur Îman kuvvetine bağlıdır. Güven ise esastır. Tartışmanın galibi olmaz biri deli olunca diğeri veli olmalıdır.
  • Evlenmeden önce evlilikle alakalı kitaplar okunmalıdır. Tecrübelerden istifade edilmelidir. Gençlik hatalarla, yetişkinlik mücadele ile, yaşlılık pişmanlıklarla doldur.  
  • Peygamberimiz Safiye anamızı sabaha kadar ikna etmeye çalışmıştır.
  • Safiye anamız, Peygamberimizle evlenmeden evvel eşini efendimize karşı yapılan savaşta kaybetmiti. Eşi Peygamberimize karşı savaşmış ve eşi kaybeden taraf olduğu için safiye anamız, siz onunla savaşmasaydınız o şimdi sağ olacaktı vs. gibi efendimize sitemde bulundu. Efendimiz de eşine ben onu savaştan vaz geçirmeye ikna etmeye çalıştım o illa savaştan yana tavır aldı ve savaşta öldü. şeklinde ikna edebilmek için sabaha kadar eşine dil dökmüş gönlünü kazanmaya çalışmıştır.
  • Sevgi saygı sadakat eşittir aile huzuru.
  • Evliliğin en tehlikeli dönemi ilk Yıllardır. Bu dönemde olumsuzluklardan ders çıkartılmaıdır. Kesinlikle ön yargıdan uzak tutum sergileyerek tartışma ve kavgaya götüren unsurlardan uzak durulmalıdır. Dışarıdan gelen olumsuz ifadeler dikkate alınmamalıdır. Tartışmalar önü alınmaz bir hale gelirse ya iki tarafın ailesi yada sözüne itibar edilen birine muracaat edilerek  hakem tayin edilmeli çözüme yardımcı olunmalıdır.
  • Birgün Peygamber efendimiz Hz. Aişe ile tartışırlar.
  • Hz. Ebu Bekirin Hakemliğine muracaat ediyorlar. Peygamberimiz olayı anlatmaya başlıyınca, Hz. Aişe Peygamberimiz’e ama doğru söyle deyince, Babası Hz. Ebu Bekir Aişe’ye tokatı vuruyor. Aişenin burnu kanıyor. Efendimiz hemen burnu kanayan eşiyle ilgileniyor ve Hz. Ebu bekire, biz sana bunun için mi geldik diyerek üzüntüsünü dile getiriyor ve anlaşamaya varamadığımız bir konuda bizim aramızı düzeltmen için geldik. Bu yaptığını beğendin mi? diyerek eşinin gönlünü almaya çalışıyor.
  • Amr b. As Peygamberimize birgün en çok kimi sevdiğini soruyor:
  • Ayişe’yi, tekrar soruyor, Ayişe’yi tekrar soruyor, Ayişe’yi sevdiğini söylüyor. Peygamberimiz; Hz. Fatıma’ya tavsiyede bulunuyor: Ya Fatıma eşine Cariye ol ki, O, sana Köle olsun…
  • Hanım efendi evin hanımıdır, paspası değildir. Lâyık olduğu değer verilmeldir.
  •  Hz. Ömer ve eşi arasında örnek  alınması gereken bir sahne yaşanmıştır.
 Adamın biri eşnden yana şikayet etmek için Hz. Ömerin evine gelir. Hz. Ömer’in hanımı bağırıp çağırıyor Hz. Ömer sessizce dinliyor. Adam dönüp giderken Hz. Ömer onu görünce be adam neden geldin neden gidiyorsun deyince. Adam: Ben kendi durumumdan şikayet için geldim ama gördüm ki, senin durumun benden kötü senini sesin çıkmıyor demesi üzerine, Hz. Ömer: Eşini savunuyor adanma da iyi bir ders veriyor. – Eşim benim her şeyime katlanıyor O, benim yemeğimi yapar, çocuklarıma bakar, ben yokken namusumu bekler ben de onun bağırmasına katlanmam lazım.  Dedi.
  • Hani bir ata sözü vardır: ” Ele, elin Tavuğu Kaz, Karısı kız görünür”. Ancak Hayırlı olan ise nasibe rıza göstermektir. Sabreden Şükreden dünyada da ahırette de Cennete girer.
  • Dünya hayatı fani olduğu için bize verilen mal, mülk, eş ve çocukların birer imtihan vesilesi olduklarını asla hatırımızdan çıkarmayalım, bu nimetleri Rabbimizin bir hediyesi bilip onun emaneti olduğunu verilenlerin hesabı olduğunu unutmayalım.
  • Eş ve çocuklarımıza avucumuzda Kuş tutuyormuş gibi davranmalıyız, onları incitmemek için gayret etmeliyiz.
  • Başkasına gösterdiği sevgiyi eşine ve çocuklarına göstermeyen nasıl hesap verebilecektir.
  • İbadet için yaratıldık, imtihan için dünyaya gönderildik, hesaba çekileceğiz. En küçük bakıştan bile heseba çekileceğiz…
  • Peygamberimiz (sav): “Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Çünkü onları Allah’ın emanıyla aldınız ve Allah’ın sözüyle onları kendinize helâl kıldınız.” , “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı iyi olanınızdır. Ben de aileme karşı en iyi olanınızım.” buyurdu.
  • Aile yönetiminde, eşle iyi geçinmenin ve onun haklarını en güzel tarzda yerine getirmenin dışında erkeğe düşen bir diğer görev de hanımıyla istişare etmesi, aileyi ilgilendiren durumlarda ona danışmasıdır. İşlerinde onlara danış.” Aile içinde de bir yönetim söz konusu olduğuna göre bu prensip orada da geçerli olmalıdır. Ailenin yöneticisi durumundaki erkek, başta hanımı olmak üzere ailenin bireyleriyle istişare edecek, meseleler hakkında onların da görüş ve tekliflerini alacaktır.
  •  
  • Peygamber Efendimizin, Hudeybiye anlaşması sonrasında yaşanan zor bir durum karşısında hanımı Ümmü Seleme’ye danışmasını anlatan aşağıdaki hadis, bu konunun sünnetteki en güzel örneklerinden birini oluşturmaktadır:
  • “Misver b. Mahreme şöyle anlatmıştır: “Hudeybiye anlaşmasının yazılması bittikten sonra Allah Rasûlü (s) ashabına: “Kalkın, kurban kesip, tıraş olun!” buyurdu. Andolsun ki, onlardan hiçbiri buna kalkmadı. Allah Rasûlü bu sözünü üç kez tekrarladı. Buna rağmen onlardan hiçbiri yine kalkmayınca, Allah Rasûlü (s), hüzünlü bir şekilde Ümmü Seleme’nin yanına giderek ona, emrini kimsenin dinlemediğini anlattı.
  •  Bunun üzerine Ümmü Seleme:Ey Allah’ın Rasûlü! Emrini yerine getirmelerini istiyor musun? O zaman onların yanına çık ve kurbanını kesinceye kadar onlardan hiçbiriyle konuşma. Sonra berberini çağırıp, tıraş ol.” dedi. Allah Rasûlü (s) dışarı çıkarak, hanımının söylediği gibi yaptı. İnsanlar bu durumu görünce, onlar da kalkarak kurbanlarını kestiler ve birbirlerini tıraş ettiler.”  
  • Nihâyet Aile reisi bir karar verince, aile üyeleri, günah olmadıkça verdiği kararlarda ona itaat etmelidirler. Aile huzur ve mutluğunun istikrar ve sürekliliği için bu şattır.
  • Peygamber Efendimiz kadının kocasına itaat etmesinin önemi ve bunun Allah katındaki mükâfatı hakkında şöyle buyurmuştur: “Kadınların hayırlısı, baktığında seni mutlu eden, emrettiğinde sana itaat eden ve bulunmadığın zamanlarda namusunu ve malını koruyandır.” , “Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazanda orucunu tutar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse cennete girer.
  • Yazıya devamı edilecek………….Ahmet DANIŞIK beye ait kısım bilahare tamamlanacaktır.

Nagold DİTİB Cemiyetinde Kermes 2010

Nagold DİTİB Cemiyeti Merkez Camii tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen Kermes programı coşkulu bir şekilde yapıldı. Cami Park alanında tertiplenen program Nagold Ve Çevresinde yaşayan tüm vatandaşların bir araya toplanmasını sağladı.  Din Görevlisi Nuri GARBETOĞLU Vaaz ve Hutbelerde, Nagold Cemiyet Başkanı Kenan genç, Yönetim Kurulu ve Kadın Kolları Başkanı Selma ARABUL  birlikteliğinde ortak fikirle  hazırlanan afişlerle etkinlikler duyurularak, Halkımızın bu hizmetlere destek olması yönünde gayret gösterdiler.  Bunun sonucu olarak Çok sayıda Türk ve Alman Vatandaşının katıldığı program oldukça güzel ve verimli geçti. Türk Mutfağından zengin yemek çeşitleri satışa sunuldu, Özellikle Hamsi ve Adana çok rağbet gördü.
Program 16.04.2010 Cuma günü Vaaz ve Hutbede Halka duyuruldu ve Cuma Namazına müteakip başladı. Cemiyet Başkanı Kenan Genç ve Kadın Kolları Başkanı Selma ARABUL  öncülüğünde Bayanlar ve Erkekler herkes bir koldan sarıldı ve hummalı bir çalışma başladı Tüm Cemaatimize ve Halkımıza bu çalışmaya verdikleri destek ve katkılarından dolayı canı gönülden teşekkür ediyoruz.
Dışarıda Kermes devam ederken Camide Kız ve Erkeklerin oluşturduğu ilahi Korosu Programa iştirak edenlere çok güzel bir ilahi resitali sundu. Nagold Türk Okul aile birliği bünyesinde Altensteig Aysun DEMİR yönetiminde yetiştirilen Silifke Halk Oyunları ekibinin gösterileri, ayrıca Mötzingen Türk Okul Aile birliği bünyesinde Leyla PALA tarafından yetiştirilen Küçükler Folklör grubu, Şef Ercan DEDE yönetimindeki Nagold Türk Müziği Korosunun da söylediği Şarkılar çok beğenildi ve takdir topladı. Kermeste Dini ve Kültürel Kitapsatışı da yapıldı.
Üç gün boyunca devam eden programda ikinci gün Kutlu Doğum Programı Nagold Bölge Cemiyetlerinin katkıları ve Nagold Din Görevlisi Nuri Garbetoğlunun organizesinde  çeşitli etkinliklerle Nagold Camiinde gerçekleştirildi. Programdan sonra Gül Takdimi yapıldı.  Kermes-Kutlu Doğum programı ve etkinlikler insanımızın bir araya gelmesine, hasret gidermesine ve yeni arkadaşlıkların kurulmasına vesile oldu. Programda ayrıca var olan  birlik ve beraberliğin devamı sağlanırken, içinde yaşadığımız topluma da Türk Kültürünü tanıtma fırsatı en iyi şekilde değerlendirilmiş  oldu.
Din Görevlisi Nuri GARBETOĞLU Cemiyet Başkanı Kenan GENÇ ve Kadın kolları Başkanı Selma ARABUL ilk Kermes olmasına rağmen umduklarından daha büyük bir ilgi ve katılım olduğunu, halkımızın bu teveccühüne hayran kaldıklarını söyledi ve halkımıza ileriki günlerde benzer etkinlikleri sunmaya gayret edeceklerini dile getirdiler. Basta Muratlam olmak üzere tüm sponsorlarimiza cani gönülden tesekkür ederiz.
Özellikle Kadın kolları Başkanı Selma hanım yeni seçilmiş olmasına rağmen bu kadar kısa zamanda Cami Kurslarına devam eden hanımlar ve diğer hanımlarla işbirliği içinde son derece güzel bir şekilde diyalog kurup organize olarak Kermese çok büyük katkılar sundular.  Yönetim Kurulu ve Selma Hanımın şahsında emeğini esirgemeyen bütün hanımlara ne kadar teşekkür etsek azdır diyen halkımız memnuniyetini dile getirdi.  Kermeste emek vererek Cemiyetimize ve insanımızın bir araya gelmesinde gayret gösteren harkese canı gönülden teşekkür ediyor, birlik ve beraberliğimizin devamını diliyoruz.

25/04/2010 Tarihinde Post Gazetesi etkinliğimize heberinde yer verdi..

Nagold`da Kutlu Doğum coşkusu

Nagold Diyanet Merkez Camii`nde, bu yıl Kutlu Doğum Haftası kutlamaları ve Kermes aynı günlerde yapıldı

NAGOLD – Dernek Başkanı Kenan Genç, yönetim kurulu, din görevlisi Nuri Garbetoğlu ve kadın kolları tarafından organize edilen programlar, Nagold ve çevresindeki Türk ve Almanları buluşturdu. Camide bir kutlama programı düzenlenirken, dışarıda kurulan çadırlarda misafirlere çeşitli yiyecekler sunuldu. Havaların da güzel olması nedeniyle, etkinlikler adeta bayram havası oluştu. Kermes şenliklerinde, Nagold Türk Korosu Türk halk ve Türk sanat müziğinden eserler sundular.

 Post Gazetesine Haberinde etkinliklerimize yer verdiği için teşekkür ediyoruz…

Ekip tam kadro görev başında

Ekip tam kadro görev başında çalışmaya hazır moraller yerinde.

Kermes Kitap Satışı
Kermeste Kitap satış reyonundan bir görünüm.
Hamsi ve Adana ön Hazırlıkları
Hamsi ve Adana ön hazırlıklarından bir görünüm.
Mutfak ön hazırlıkları
Hanımların ön hazırlık çalışmasından bir görünüm.
Tatlı Çeşitleri satışa sunulmaya hazırlanıyorken
Tatlı Çeşitleri satışa sunulmaya hazırlanırken bir görünüm.
Heyecan dolu bir çalışma ortamı daha
Heyecan dolu bir çalışma ortamından görünüm.
İşte Anadolum işte el emeği
İşte Anadolumun insanı işte el emeği elleriniz dert görmesin.
Çaylar bizden dedieler
Hacer Bilecek ve Ümmü Kır Çaylar bizden dedieler.
Gönüllü çalıştıkları yüzlerinden belli
Gönüllü çalıştıkları yüzlerinden belli oluyor.
Artık hareket başlıyor
Artık hareket başlıyor Bülent Annıkızıl, Mehmet Kılıç, Muammer Bilecek iş başında.
Meşrubat sorumluları işbaşı yaptı
Meşrubat sorumluları işbaşı yaptı.
Selam Hanım Çok koşturdu morali hep üst seviyede idi
Selma ARABUL Çok koşturdu hep morali üst seviyede idi, çalışanlara hız kattı.
Hanımlar katkılarını sunuyor
Hanımlar bıkmadan usanmadan katkılarını sunuyor.
Közleme yetiştirmeye çalışan hanımlar
Gözleme yetiştirmeye çalışan hanımların hummalı çalışması.
Tatlı Çeşitleri servise hazır
Tatlı Çeşitleri servise hazır artık gelsin müşteriler.
Hamsi Siftah yaptı
Hamsi Siftah yaptı Rifat amca Hasan Aktürk artık yetiştirene aşkolsun.
Adanayı Çevir yanmasın
Halil Kaya Adanayı Çevir yanmasın. Birazdan elinizin lezzeti anlaşılacak, işiniz zor. Turgay Tilki yakma sakın dikkat.
Turgay şimdi oldu
Aman nazar değmesin muhteşem ikili çevir.
Müşteriyi görünce nasılda yüzün gülüyor Halil abi
Müşteriyi görünce nasılda yüzün gülüyor Halil abi, birazdan devamı gelecek…
Tam bir ekip çalışması
Tam bir ekip çalışması elleriniz dert görmesin.
Çalışmaların meyvesi alınma zamanı geldi
Çalışmaların meyvesi alınma zamanı geldi.
işte insanımız Cemiyetinin yanında
işte insanımız Cemiyetinin yanında ailece etkinliğe katılıyor.
Hareketli saatler başlıyor
Hareketli saatler başlıyor hummalı çalışmalar devam ediyor. Ergin ne yiyeceğine karar veremiyor.
Efendim burdan buyurun
Efendim burdan buyurun muhteşem üçlünün el lezzetine doyamayacaksınız.
Şimdi sırada bekleme zamanı
Şimdi sırada bekleme zamanı, kardeşim elinizi çabuk tutsanız olmaz mı?
Yetiştirmek zor en yoğun saatler
Yetiştirmek zor en yoğun saatler başlıyor. Hanımlar bıkmadan usanmadan devam ediyor.
Saz ekibi hazırlanıyor
Saz ekibi hazırlanıyor. kültürümüzün tüm zenginlikleri sergileniyor.
Nagold Türk Müziği Korosu
Nagold Türk Müziği Korosu şarkılarını icra ederken görülüyor.
Yapma hacı Mahmut dumanaltı etme
Yapma hacı Mahmut dumanaltı etme bizi…
hazır bekliyoruz
Hazır bekliyoruz bari güzel bişirseler he.
Şef Ercan DEDE ve ekibi
Şef Ercan DEDE ve ekibi Nagold Türk Müzik Korosu
Şef Ercan DEDE
Şef Ercan DEDE ve ekibi Hatıra fotoğrafı (Selma Hanım ekipte)
yoğunluk artıyor
Yoğunluk artıyor güzel bir atmosfer başlıyor.
Farklı bir görüntü
 
Farklı bir görüntü daha
 
Servise Hazır
 
Servise Hazır Mustafa Çavdar bey öyle diyorsa doğrudur.
 
folklör ekibi
Halkımız folklör ekibini hayranlıkla izlerken.
Aileler
 
Aileler çok büyük ilgi gösterdi. Eksik olmasınlar.
 
Çok yetenekli Cihan Arabul Gitarı konuşturuyor
 
Çok yetenekli Cihan Arabul Gitarı konuşturuyor.
 
Ahmet Bilecek koroda
 
Cihan Çalıyor Ahmet Bilecek okuyor.
 
Gençler
 
Gençler Sırasını bekliyor.
 
Hizmette sınır yok çalışmaya devam.
 
Hizmette sınır yok çalışmaya devam.
 
Nöbet değişiyor Muammer Bilecek görevi devralıyor.
 
Nöbet değişiyor Muammer Bilecek görevi devralıyor.
 
Konuklar Hizmetten memnun görünüyor.
 
Konuklar kendilerine sunulan hizmetten memnun görünüyor.
 
Çalış hasan çalış
 
Yoğunuk giderek çoğalıyor hamsi zirveye çıkıyor. Rifat Usta baştacısın çalışmaya devam.
Yorulmak yok Ramazan Çınar Yorulmadan işe devam Hasan sen de durma ellerinize sağlık.
 
Gün ortası hareketli saatler.
 
Gün ortası hareketli saatler. işte arzulanan tablo ekmeğimizi aşımızı paylaşıyoruz.
 
Gülcan ADEM fotoğrafcımıza yakalanıyor.
 
Gülcan ADEM de fotoğrafcımıza yakalanıyor. 
 
Arzulanan kaynaşma ve özlenen sohbetler.
 
Arzulanan kaynaşma ve özlenen sohbetler.
 
Bekleme anı
 
Çaylar sohbetler ve tatlılar.
 
Yukarıdan
 
Yukarıdan bir görünüm.
 
Kitap satışından bir görüntü.
 
 Kitap satışından bir görüntü.
 
Ailer
 
Aileler ve çocuklar bekliyor.
 
Çadırlar dolup taştı
 
Çadırlar dolup taştı. 
 
Sırasını bekleyenler ....
 
Sırasını bekleyen vatandaşlarımız.
 
Mahmut Bayrak Emine Hanımla Hasileri test ediyor
 
Mahmut Bayrak Emine Hanımla Hasileri test ediyor. Karadeniz usülü oldu mu? olmadı mı? 
Program geç saatlere kadar sürdü.
devam edecek.

Ankarada Görevim Mamak Saimekadın Camiinde

Sevgili Dostlar,

15 Temmuz 2011 tarihi itibariyle Almanyadaki görevim sona eriyor ve aziz vatanıma ve dostlarıma kavuşuyorum.

Bana ulaşmak isteyenler için telefonum Cep: 0090 534 301 7468

Mamak Caddesi No: 93 Mamak / ANKARA

Görev yerimiz hakkında bilgi için lingi tıklayınız.

Saimekadın Camii

http://www.mamakmuftulugu.gov.tr/?&Bid=523979

Veda Yemeği Harun Kızıl’ın tertip ettiği Piknik

 21 Mayıs 2011 Nagold Din Görevlisi Nuri Garbetoğlu’nun görev süresi sona ermek üzere olduğundan Harun Kızıl ve Ailesi Hocanın onuruna Piknik tertip ettiler. Piknikte  Şeref Kızıl ve Mustafa Çavdar ile Nuri Garbetoğlu ve Aileleri bir araya gelerek piknik yaptılar. Pinik anısına çekilen hatıra resimleri.

2011 Nagold Cemiyeti Kermes 06-07 ve 08 Mayıs

Nagold Cemiyet Başkanı Dr. Hayattin Yılmaz ve Din Görevlisi Nuri Garbetoğlu Yönetim Kurulu üyeleri  ve Kadın Kolları Başkanı Selma Arabul işbirliği ile Organize edilen Kermeste Yoğun bir katılım gerçekleşti hedeflenen birlik beraberlik ve kaynaşma özellikle pazar günü tüm canlılığıyla görüldü. Kermesimizin gerçekleşmesinde emeklerini ve gayretlerini esirgemeyen, yorulmadan bıkmadan sonuna kadar tüm gücüyle katkı veren Bay Bayan herkesi canügönülden tebrik ediyorum. Allah tüm emeklerinin karşılığını versin. Bu katkı ve beraberlik devam ettiği sürece en kısa zamanda arzulanan hedeflere ulaşılacağı konusunda inancım ve güvenim tamdır. Bu birlikteliğe iştirak eden herkese tüm Nagold ve çevre Cemiyetlerden teşrif eden Din görevlisi ve Cemiyet başkan ve yöneticilerine en samimi dileklerimle teşekkür ediyorum. Özellikle farklı cemiyetlerin yönetimlerinin katılmış olmalarını insanımızın buradaki birlik ve bereberliğinin tesisi adına anlamlı buluyorum. Bu birlik beraberlik ve kardeşliğin ilelebet devam etmesi adına tüm kardeşlerimin azimle gayeret etmesini diliyor bekliyorum. Sayın Ataşemiz daha önce başka termini olduğu için Kermesimize iştirak edemedi ancak tebriklerini ve katılamamış olmaktan dolayı üzüntülerini ifade ettiler.

Böyle Kermeslerin devam ettirilmesini Yönetim Din Görevlisi ve Kadın kolları işbirliği ile Üyelerimizin ve cemaatimizin katkılarıyla daha nice hizmetlere diyorum, tekrar katkı veren herkese gönül dolusu teşekkürler ediyorum.

 

08052011140

08052011130

08052011138

08052011137

08052011094

08052011139

08052011098

08052011129

DSC_0602

08052011110
 
08052011109
 
08052011108
 
08052011107
 
08052011106
 
08052011102
 
08052011096
 
08052011095
 
08052011093
 
08052011092
 
08052011091
 
08052011090
 
08052011089
 
08052011088
 
08052011087

08052011112

 

08052011113 

 

08052011114

 

08052011115

 

08052011116

 

08052011117

 

08052011118

 

08052011119

 

08052011120

 

08052011121

 

08052011122

 

08052011123

08052011124

08052011125

08052011127

08052011132

08052011133

08052011134

08052011135

08052011136

08052011141

08052011142

08052011143

08052011144

08052011147

08052011149

08052011150

08052011152

 

08052011151

Cemiyetimizle işbirliği yaparak Kermesimize katkı yapan Akul Aile Biriliği Başkanı Aziz Demir beye Folklor Hocaları sayın Sevda Atlı ve Anıl Demir ayrıca ekipte görevli tüm kardeşlerimize teşekkür ediyoruz. Ayrıca bu etkinlikleri kaçıranları 04 Haziran/Juni 2011 tarihinde Nagold Cemiyet yönetimimizin onurumuza Stadthalle de saat:18:30 düzenleyeceği veda programının ikinci bölümünde izlemek üzere bekliyoruz. Yine Kermesimize  Türk Sanat Müzüği ekibiyle katılan Ercan Dede kardeşimize ve ekibine de çok teşekkürler ediyoruz. Kendilerini de veda programımızda dinleme fırsatı bulacağız inşallah.  Mötzingen Okul Aile birliği Folklor ekibi de yine Kermesimize katkı yaptılar kendilerine ve Nurhayat Tilki hanımefendiyede katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz.  

NAGOLD DİTİB CAMİİNDE SAHUR ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ

Nagold DİTİB Camiinde 20 Ağustos 2010 Cumartesi gecesi Din Görevlis Yönetim Kururlu ve Kadın Kolları organizesinde Sahur Programı düzenlendi. Programa Nagold Camii cemaatinin yanı sıra, çevre şehirlerden gelen Din Görevlileri ve Dernek Başkanlarıda katıldılar. Hockenhein Din Görevlisi Mustafa Yamuk, Gengenbach Din Görevlisi Ali Korgun, Freudenstadt Din Görevlisi Selami Sayın ve Dernek Başkanı, Calw  Din Görevlisi Adnan Tuncer, Cemaati katıldılar. Programda Nagold Camii Gençleri çeşitli sikeç ve orta oyunları sergilediler. Programa katılan Din Görevlileri İlâhiler ve Kasideler okudular. Yaklaşık 3 saat süren Program’ın sonunda Nagold DİTİB Derneği katılanlara Sahur Yemeği ikram etti. Program ve Sahur Yemeğinin ardından Nagold Din Görevlis Nuri Garbetoğlu ve Gengenbach Din Görevlis Ali Korgun Sabah ezanını Çift Ezan olarak birlikte okudular.  Nagold Din Görevlisi Nuri Garbetoğ ve Dernek Başkanı Hayattin Yılmaz katlımcılara ve bu güzel geceyi birlikte paylaşmak üzere aramızda olan herkese teşekkür ettiler.
 

nagoldsahur 2

Konuşmalar yapılması ve ilahiler okunurken bir görüntü

nagoldsahur3

Gençlerimizin orta oyunlarını izleken bir görünüm.

nagoldsahur1

Gençlerimiz kendilerini tam konsantre etmiş izleyenleri de kendilerine hayran bıraktılar.

nagoldsahur4

Birlikte Sahur yapılırken bir görüntü.

Calw Cemiyetinde Sahurda Buluşma

 
Sahur Calw 3
Nuri Hoca’dan bir kaside.
 
Sahur Calw 2
Programdan bir an.
 
Sahur Calw
Program sonunda bir hatıra fotoğrafı çekildi.
28 Ağustos 2010 Cumartesi Gecesi Calw Osmanlı Camiinde Sahur Proğramı düzenlendi. Saat 01:00′da başlayan Sahur Programı sabah saat 04:30′a kadar devam etti. Calw Osmanlı Camii Hanım ve Gençlik Kollarının düzenlemiş olduğu Sahur Programına Baden-Baden Din Görevlisi Selami Seçgin, Nagold Din Görevlisi Nuri Garbetoğlu, Pfalzgrafenweiler Din Görevlisi Mustafa Şahin, Nagold DİTİB Dernek Başkanı Hayati Yıldız, Pfalzgrafenweiler DİTİB Dernek Başkanı Mustafa Baykal, Neyzen Yusuf Özkan  ve Osmanlı Camii Cemaati katıldılar. Program  Pfalzgrafenweiler Din Görevlisi Mustafa Şahin hoca’nın Kur’an-ı Kerim okumasıyla başladı. Programda Calw Osmanlı Camii Din Görevlisi Adnan Tuncer bir konuşma yaptı. Adnan Tuncer konuşmasında bu programların Vatandaşlarımızı bir araya getirdiğini, Ramazan Ayı’nın dolu dolu yaşanmasına katkı sağladığını söyledi ve civar cemiyetlerden gelen Din Görevlisi ve Dernek Başkanlarına teşekkür etti.  Böyle güzel bir Proğramı tertib ettikleri için Calw Osmanlı Camii Dernek Yöneticilerine, Hanım ve Gençlik Kollarına teşekkür etti. Daha sonra Programa katılan Din Görevlileri Neyzen Yusuf Özkan’ın üflediği Ney eşliğinde İlâhi ve  Kasideler okudular, ayrıca güzel sohbetleriyle Vatandaşlarımıza coşkulu ve verimli bir gece yaşattılar. Proğramın sonunda Sahur Yemeği yenildi. Proğramın düzenlenmesinde emeği geçen Hanım Kolları üyelerine, Mangal başında çalışan Gençlik Koları üyelerine, özellikle tüm emeği geçenlere, ev sahipliğinden dolayı Calw Osmanlı Camii Yönetimine teşekkür ediyoruz. Ayrıca nazik davetlerinden dolayı Calw Din Görevlisi Sayın Adnan Tuncer beye ve Cemiyet başkanı Sayın Kemal Şahin beye, programa iştirak ederek geç saatlere kadar bekleme nezaketinde bulunan tüm davetlilere, Calw Cemaatine teşekkür ederiz.
 
 

KARLSRUHE BAŞKONSALOS’U KARAHAN’A ZİYARET

 

30 Ekimkarlsruhe 1
 
Karlsruhe Bölgesinde görev yapan DİTİB Din Görevlileri ( Nagold DİTİB Din Görevlisi Nuri Garbetoğlu, Badeb-Baden DİTİB Din Görevlisi Selami Seçgin, Schwetsingen DİTİB Din Görevlisi Mustafa Bülbül, Hockenheim DİTİB Din Görevlisi Mustafa Yamuk, Calw DİTİB Din Görevlisi Adnan Tuncer,  Offenburg DİTİB Din Görevlisi Ethem Kümbüllü   ve Cemiyet başkanı Ali Yıldırım) 30 Ekim 2009 Cuma günü öğleden sonra saat 15:30 da T.C. Karlsruhe Başkonsalosu Sayın Çetiner Karahan beyi ve Yardımcı Konsolos Mehmet Küçüksakallı beyi ziyaret ettiler. Göreve yeni başlayan Sayın Başkonsolos’a hoşgeldin ziyaretinde bulunan Din Görevlilerini Sayın Başkonsolos makamında kabul etti ve bir süre sohbet ettiler. Din Görevlileri Bölgelerindeki faaliyetler hakkında bilgiler aktardılar.  Başkonsolos Sayın Karahan ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Din Görevlileri de Karlsruhe Din Görevlileri adına Sayın Başkonsolosa kabulden dolayı memnuniyetlerini ileterek üstün başarı dileklerini sundular. 

 30 Ekimkarlsruhe 2

Din Görevlileri sağdan sola Selami Seçgin,   Mustafa Bülbül, Nuri Garbetoğlu, Ahmet Arslan, Ali Yıldırım (Offenburg Cemiyeti Başkanı) 2. sıradaki Din Görevlileri:  Adnan Tuncer, Mustafa Yamuk, Ethem Kümbüllü birlikte Karlsruhe DİTİB Merkez Camiinide ziyaret ettiler. Karlsruhe Merkez Camii Din Görevlisi ve Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşe Vekili  Ahmet Arslan misafirlere Kahve ikram etti.

 

RAMAZAN

Ramazan ve Hayat

Yunus Akkaya

Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

Bilindiği üzere İslâm dini insanların dünyevî ve uhrevî huzur ve mutluluğunu hedeflemektedir. Ne var ki bu hedefe ulaşmak o kadar kolay değildir. Bu yüzden yüce yaratıcı insanları bu hedefinden uzaklaştıracak, alıkoyacak veya geri bırakacak iç ve dış düşmanlarına karşı mücadelede başarının yolunu kulluk bilincinin canlı tutulmasına bağlamıştır. Bu bilincin canlı tutulması için zaman zaman peygamberler göndermiş ve bu peygamberler de Allah’tan aldıkları ilâhî bilgileri insanlara tebliğ etmişlerdir. Tebliğ edilen bu bilgiler içinde çeşitli ibadetler de önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü ibadetler hem kul ile Allah arasındaki manevî bağı canlı tutmakta, hem de insanların bireysel ve toplumsal ilişkilerinde önemli fonksiyonlar icra etmektedir. Bu nedenle kulluk bilincinin kaybedildiği bir dönemde, milâdî 610 yılının ramazan ayında, insanları uyarmak üzere Hz. Muhammed (S.A.V.) son peygamber olarak görevlendirildi. Kâinatın efendisi ve onun şahsında bütün insanlık ilk defa bu ayda insanları karanlıklardan aydınlığa çıkaracak olan ve insanlar için şifa, nur ve hidayet kaynağı olan Kurân-ı Kerim’le buluşmuştur. Yine bu ayda müminlere oruç tutmanın emredilmesi bu aya ayrı bir değer katmıştır. Peygamberimiz hayatta iken ramazan ayına büyük bir önem vermiş ve bu ayda ibadetlere daha fazla yoğunlaşarak müminlere örnek olmuştur.

Şüphesiz ramazan ayının bireysel, toplusal ve kültürel hayatımızda ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu ay gelince, hatta gelmeden günler evvel ayrı bir heyecan yaşarız. Gönüllerimiz kıpır kıpır olur, herkes tatlı bir koşuşturmacanın içinde buluverir kendini. Bu durum bazen namazlar ve teravihler için, bazen okunan mukabeleler için, bazen de iftar sofraları ve davetler için söz konusudur. Bu yönüyle ramazan, müminlerin davet edildiği ve her yıl bir ay devam eden bir ruh şöleni gibidir. Bu ayda Kurân sofrası kurulur, rahmet, mağfiret ve pek çok lütuf ve ihsan müminlerin gönüllerinde bir bahar ikliminin oluşmasına vesile olur.

Manevî bir yöneliş, ruhanî bir diriliş, rahmanî bir duruş ve bakış bu ayın müminlere özel bir ikramıdır. Bekleyenler için gün doğmuştur artık. Rahmet, mağfiret günleri… Uzun süren bir kuraklıktan sonra dudakları çatlamış toprağından ötürü ellerini göğe kaldırmış çiftçi için birden boşanan yağmur neyse, biz Müslümanlar için gelen Ramazan da odur.

Ramazan birey hayatını yeniden inşa eder

Ramazan, bireye nefsanî arzularını ve ihtiyaçlarını kontrol altına almayı öğreten bir okuldur. Ramazan bireyi değiştirir, dönüştürür ve âdeta yeniden inşa eder. Günah kirleriyle kalbi kararan ve şeytanın oyuncağı olmaya yüz tutmuş insanı kolundan tutup çeker ve ona kaybettiği istikametini yeniden gösterir. Kendine getirir ve yaratılış gayesini hatırlatır. Kendine gelen ve kendini bilen insan Rabbini bilir. Rabbini bilen ise hayatı çok farklı anlamlandırır ve kâinatı çok farklı görür. Onun için artık küçük hesaplar peşinde koşmak yoktur. O ulvî gayeler ve yüksek değerler peşinde koşar. Hayat ona ahireti kazanma yolunda verilmiş en değerli sermaye, kâinat ise Allah’ın varlığını birliğini, kudretini, ihsanını, merhametini ve pek çok ilâhî sıfatını dillendiren en önemli delildir.

Ramazan, bireye Kurân perspektifinden hayata bakmayı öğretir. Kurân’ın değerleri diğer aylara nazaran bu ayda daha çok mümin bireyin gönlünde yer bulur. Çünkü bu ay zaten Kurân’ın insanlıkla buluştuğu aydır ve ramazan, değerini de bu kutlu buluşmadan almaktadır. Kurân buna şöyle işaret eder: “Ramazan ayı ki; insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kurân onda indirildi.” (Bakara, 185) Ramazana kucak açan birey kendisiyle barışır. Kendisiyle barışan Rabbiyle barışır ve kâinattaki bütün varlıklarla barışık olur. Bu olumlu ruh haline sahip olmak demek hayatı dolu dolu ve mutlu olarak yaşamak demektir. Ramazan birey için umuda açılan kapıdır. İyiliklere ve güzelliklere yürüyüştür.

Allah için kulu çok önemlidir, çok değerlidir. Bu nedenledir ki O, günah, hata ve kusurlarıyla kulunu baş başa bırakmak istemez. Ona yardım etmek onu içine düştüğü günah bataklığından çekip çıkarmak ister. Bu bakımdan ramazan ayı kulun ayağındaki günah prangalarından kurtularak, iyi bir kul ve topluma faydalı bir birey olma yolunda çok önemli bir fırsattır. İmsaktan akşama kadar yemekten içmekten ve cinsel münasebetten uzak duran kişi, sabırlı olma ve sıkıntıya katlanma konusunda güç ve güven kazanacaktır. İradesini kuvvetlendirecektir. Bu da bireyin hayatta başarılı olmasını sağlayacaktır. Bununla birlikte tutulan orucun bireyin vücut sağlığı açısından önemi bilinen bir gerçektir. Peygamberimiz (s.a.s.) bu durumu “Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz.” (Keşfü’l-Hafa, II, 33) veciz ifadeleri ile dile getirmişlerdir.

Ramazan ve toplumsal hayat

Toplumsal hayatta huzuru yakalamak, bireysel hayattaki kadar önemlidir. Bunun için de toplumsal hayatta huzuru ve mutluluğu etkileyen faktörlerin iyi tespit edilip gereğinin yerine getirilmesi gerekir. Daha önce gelmiş olan bütün vahiy orjinli dinlerde olduğu gibi İslâm dininin de toplumu ıslah projesi vardır. Bu proje Kurân-ı Kerim’de ve peygamberimizin ortaya koyduğu örnek hayatta detaylandırılmıştır. Bu alanlarda ortaya konulan ilâhî öğretiler insan hayatıyla ilgili pek çok konuya ışık tutmakla ve özellikle toplumda birlik ve beraberlik ile sosyal barışı sağlamayı hedeflemektedir. Ramazan ayı bu hedefin gerçekleşmesi açısından özel bir önem arz etmektedir. Çünkü ramazan ayı ibadeti yoğun bir aydır ve orucu, teravih namazı, zekâtı ve fıtır sadakasıyla birey ve toplum üzerinde farklı bir atmosfer oluşturmaktadır. Bu olumlu atmosfer sayesinde insanlar arasında sevgi ve barış filizleri yeşermektedir. Çünkü bu ayda tutulan oruç, insanları ruhen melekleştirmekte ve kavga, kötü söz, münakaşa gibi toplumsal barışı bozan davranışlara izin vermemektedir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz; (s.a.s.), “Oruç bir kalkandır. Sizden biriniz oruçlu olduğu bir günde kötü söz söylemesin, kavga etmesin. O’na birisi sataşır veya küfrederse, ‘Ben oruçluyum’ desin…” (Buhari , Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 29,30; Tirmizi, İman,   buyurarak ramazanda barış ve kardeşliği bozacak davranışlardan uzak durulması hususuna dikkat çekmiştir. Ayrıca bu ayda insanlar üstün ahlâkî değerlere yönelirler, yanlışlarını terk eder ve zararlı alışkanlıklardan vazgeçerler. Peygamber Efendimiz’in; “Oruçlu kimse, yalan sözü ve yalanla amel etmeyi terk etmezse, Allah’ın, onun yemesini içmesini terketmesine ihtiyacı yoktur.” (Buhâri, Savm, ifadesi oruç yoluyla bireyi yalan vb. bütün kötülüklerden arındırarak toplumsal hayatta huzur ve emniyet ortamını sağlamaya yöneliktir. Ramazan ayında suç oranlarının diğer aylara nazaran çok daha aşağı seviyelere düşmesi de ramazanın toplum hayatına getirdiği rahmet ikliminin bir tezahürüdür.

Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (S.A.V.): “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olamazsınız.” (Müslim, İman, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56) buyurarak imanı toplumsal barışın temel taşı yapmıştır. Ramazan ayı toplumsal barışı gerçekleştirecek pek çok değeri bünyesinde barındırmaktadır. Bu ayda verilen zekât ve sadakalar zengin ve fakir arasındaki uçurumu sevgi köprüsüne çevirmektedir. Kurulan iftar sofraları tanıdık tanımadık pek çok insanı bir araya getirerek ayrı bir heyecan yaşatmaktadır. Tutulan oruçlar, bireyi arındırmasının yanında, açlığın ve fakirliğin ne demek olduğunu bizzat tecrübe ederek öğretmektedir ki, fakirin ve yoksulun hali iyi biline. Sevgi, kuru bir laftan ibaret değildir. İmani sevgi, vermek demektir. Paylaşmak demektir. Bir olmak, diri olmak, iri olmak demektir. İşte ramazan topluma bunu öğretiyor, bireye bunu öğretiyor. Barışı, kardeşliği, sevgiyi, ve paylaşmayı öğretiyor. İnsanî değerlerin alt-üst edildiği, insanî ilişkilerin menfaate, maddeye ve beklentilere dayalı olarak yürütüldüğü günümüz dünyasında ramazanın sevgi, kardeşlik ve yardımlaşma boyutunu hayata geçirmeye ne kadar çok ihtiyacımız var. İnsanlarla olan ilişkilerimizden doğan görev ve sorumluluklarımızı ilâhî ölçüleri gözeterek yerine getirmek, herkese adaletle davranmak, kimseyi aldatmamak, komşusu açken tok olarak yatmamak, yalancılık ve dolandırıcılık yapmamak, kimseye iftira etmemek gibi dinimizin Allah’a imanla irtibatlandırdığı ahlâkî davranışlarımıza çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bunlar ramazanın rahmet ikliminden istifade etmenin göstergeleridir.

Ramazan ve çocuk

Büyükler için de ramazan ayı önemlidir fakat çocuklar açısında onun yeri bambaşkadır. Çocuklar ramazanın gelişini hasretle bekler. İftarı, sahuru, teravih namazları, camide hep birlikte söylenilen salât ü selâmlar çocuğun ruh dünyasında çok farklı akseder. Ramazanın gelişiyle evde bir değişim başlamıştır. Çocuk bu değişime katılmaya çalışır. Sahura kalkar. Büyükleri “uyu” dese de, o dinlemez sahurda uyanır. İftar vaktini sabırla bekler. Bazen olan biteni anlamlandıramaz iftardan önce sorar etrafındakilere: Anne niçin yemeğe başlamıyoruz? Annesi izah etmekte güçlük çeker. Yaşı biraz büyümüşse ara sıra oruç tutmaya başlar. Bu onun için çok önemlidir. İlk defa büyüklerin yapabildiği bir şeyi başarmaktadır. Acıkmıştır, susamıştır, zorlanmıştır ama bütün bunlara rağmen görevi başarıyla tamamlamıştır. İftarda yenilen taze pidenin kokusunu ve annesinin yaptığı güzel yemeklerin tadını hayatı boyunca unutamayacaktır.

Pek çok çocuk ramazan ayı sayesinde belki de ilk defa kutsalla tanışır. Aşkın bir yaratıcının varlığına inanmaya başlar. İyi ve kötünün, sevap ve günahın, doğru ve yanlışın birbirinden farklı şeyler olduğunu öğrenmeye başlar.

Ramazan ve kültürel hayat

Ramazan geçmişten günümüze bütün İslâm toplumlarında kültürel hayata ayrı bir zenginlik katmıştır. Ülkeden ülkeye, şehirden şehre değişen ve farklılıklar arz eden ramazan kültürünün pek çok alanı etkilediği görülmektedir. Osmanlı döneminde ramazanın, edebiyat, sanat, günlük hayat, mutfak, eğlence hayatını etkilediği ve bu alanlara damgasını vurduğu bilinmektedir. Osmanlı ramazan kültürü bütün boyutlarıyla alındığında ancak kitaplara sığacak hacimdedir. Ramazan’a mahsus ekmekler, başta güllâç olmak üzere tatlılar, iftar sofrasını süsleyen iftariyeler, büyüklerin konaklarında verilen diş kiralı ziyafetler dillere destandır. Minarelerde mahyalar kurulur, kandiller yakılır, hatta uçurulurdu. Daha ziyade gece bekçileri davul çalarak ve mâni söyleyerek halkı sahura uyandırırlardı.

“Yeni Cami direk ister,
Söylemeye yürek ister,
Benim karnım toktur amma;
Arkadaşım börek ister.”

Kabilinden zarif mâniler defterler dolduracak kadar zengindir. Belli bir zamandan itibaren iftar ve imsak topları da meşhur olmuştur. İstanbul birçok şeyin olduğu gibi en zengin ramazan kültürünün de merkezi idi. Burada yapılan belli camilerin avlularında sergiler ve Direklerarası gezintileri hâlâ anlatılır. Sergilerde, çeşitli ülkelerden getirilmiş baharat, şeker, şekerleme, tespih, ağızlık gibi şeyler sergilenir ve satılırdı. Şehzadebaşındaki Direklerarasında, ikindi ile akşam arasında, çoğu yaya bazıları arabalı genç kadın ve erkekler bir aşağı bir yukarı gezinti yaparlardı. Akşam ezanından önce Ayasofya ve Eyüp camilerine gelenler burada, türbedarların verdikleri su ile iftar ederler, akşam namazını kıldıktan sonra çevredeki aşçı dükkânlarından birine giderek yemek yerlerdi. (Karaman, Hayrettin, Ramazan Özel Yazıları, 4)

Artık günümüzde de ülkemizin bütün şehirlerinde ramazan ayı kültürel hayatı canlandırmaya başlamıştır. Bu çok sevindirici bir durumdur. Özellikle büyük şehirlerde kurulan iftar çadırları ve bu çadırlarda iftardan önce ve sonra gerçekleştirilen çeşitli etkinlikler modern hayatın içinde sıkışıp kalmış olan günümüz insanını çevresiyle kaynaştırmakta ve sosyalleştirmektedir. Televizyon ve radyolar tarafından yapılan iftar ve sahur programları pek çok insanın ramazan hayatına ayrı bir renk vermektedir. Ülkemizin güzide hocaları dinî konularda bilgiler vermekte, Kurân okumakta, ilâhi ve kasideler söylemektedir. Bütün bunlar önemsenmelidir. Ramazan ayı kültürel atmosferiyle toplumumuzun birlik ve beraberliğine önemli katkılar sağlamaktadır.

Bu ay vesilesiyle çeşitli il ve ilçelerimizde kitap fuarları açılmaktadır. Bilindiği üzere ramazan ayında indirilmeye başlanan Kurân’ın ilk hitabı “Oku”dur. Bu fuarlar vasıtasıyla insanlar çeşitli kitapları görme, tanıma, alma ve okuma imkânına kavuşmaktadırlar. Yapılan konferans ve paneller de ayrı bir boşluğu doldurmaktadır.

Sonuç olarak ramazan ayı; ruhlarımızın kötülüklerden arınması, toplumumuzda birlik ve beraberliğimizin sağlanması, kültürel etkinliklerin artması gibi bireysel ve toplumsal  hayatımıza ait pek çok güzelliği bünyesinde barındırmaktadır. Bu ayı en güzel şekilde değerlendirmek ve maddî-manevî istifade etmek hepimiz için mutluluk vesilesidir.
 
Kaynak: Bu yazı, Diyanet Aylık Dergi 2007 Eylül sayısında yayınlanmıştır.

←Önceki